Aşılamanın Truva Atı – Gıda Alerjileri

Screenshot from 2013-09-28 16:27:09

Gıda alerjisi neden oluşur?

Kan dolaşımına karışmış gıdasal proteinlerin gıda alerjisine yol açtığına dair kanıtlar giderek artıyor.

Charles Richet’in aşı veya enjeksiyonlarda bulunan gıda proteinlerinin gıda alerjilerine yol açtığını keşfetmesinin üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçti. Anafilaksiye adını koyan Richet, bu keşfinden dolayı Nobel ödülü aldı.

Ancak nasıl olduysa bugün hekimler aşıların bu etkisini unutmuşa benziyor.

2011 haziranında Journal of Pediatrics’te yayımlanan bir çalışma Amerikalı çocukların %8’inde gıda alerjisi olduğu ve bu çocukların %38.7’sinin (yani ülkedeki tüm çocukların %3.1’inin) sağlık öyküsünde ağır reaksiyonlar bulunduğunu ortaya koymuş. Avrupa’da da durum farklı değil. 2011 şubatında Avrupa Alerji ve Klinik İmmünoloji Akademisi tarafından yayımlanan makalenin başlığı bile bize bir fikir veriyor aslında: “AAKİA’dan alerji istatistikleri: 17 milyon Avrupalı gıda alerjisine sahip; çocuklarda görülen alerjiler son 10 yılda ikiye katlandı”.

 

Bu noktada tarihte kısa bir yolculuğa çıkalım… “Alerji” ve “anafilaksi” terimleri aslen ilk defa 1800’lerin sonunda, difteri antitoksin serumunun insanlara kitleler halinde uygulanmaya başlamasıyla aşılı çocukların %50‘sinde ortaya çıkan ve adına ilk etapta “serum hastalığı” denmiş yeni ve tuhaf bir hastalığı tanımlamak için türetilmiş. Avusturyalı pediyatrist Clemens von Pirquet bu hastalığı derinlemesine incelemiş ve semptomlarının polen ve arı sokmalarında insanların gösterdikleri aşırıduyarlılık (hipersensitivite) tepkisine benzediğini tespit etmiş.  Kan serumuna karşı verilen bu “değişime uğramış reaktivite”yi daha iyi ifade etmek için de 1906‘da Latinceden ‘alerji’ kelimesini türetmiş.

1901‘de bir başka doktor, Charles Richet de köpekleri denizanası zehiriyle aşılamaya çalışırken aynı fenomenle karşılaşıyor. Köpeklerde belli düzeyde bir tolerans yaratsın diye zehri oldukça düşük dozlarda enjekte etmeye başlıyor. Ancak hayvanlar ikinci kez aşılandıklarında çok şiddetli reaksiyon gösterip kısa sürede ölüyor. Ortaya çıkan bu reaksiyonu tanımlamak için yine Latinceden ‘ana-phylaxis’ veya bir diğer deyişle ‘anti-korunma’ terimini kullanıyor, zira ortaya çıkan sonuç aşının yapılma sebebi olan “koruma”nın tam tersi oluyor.

Richet deneylerine devam ediyor ve hemen fark ediyor ki kan dolaşımına herhangi bir protein (gıdasal protein de buna dahil olmak üzere) zerk edilmesi durumunda canlı daha sonra o gıdayla karşılaştığında sensitizasyon (duyarlılık) ve anafilaksi oluşuyor. Richet kedi, tavşan ve atlara çok küçük dozlarda süt ve et proteini enjekte edip anafilaksinin tüm canlılar için geçerli olmak üzere bağışıklık sistemin verdiği bir savunma tepkisi olduğunu gösteriyor.

Aşılar icat edilmeden önce serum hastalığı diye kitlesel bir alerji bilinmiyordu bile. 20. yy’ın hemen başında doktorlar alerjiyi -devletlerin uygulamaya soktuğu-kitle aşılamalarının ortaya çıkarttığı bir sonuç olarak tanımlamıştır.

Zamanla aşılarda kullanılan maddelerin rafinasyonu, duyarlılık oluşturan proteinleri azaltacak şekilde iyileştirildikçe serum hastalığı da daha az görülmeye başlıyor. Ancak, 20. yy’da devletlerin aşı programları, içinde gıda proteinleri ve adjuvanların kullanıldığı aşılarla sürekli genişledikçe bu defa da öngörülemeyen başka problemler ortaya çıkıyor. Bunlardan biri de gıda alerjileri.

Alerjik sensitizasyon; sindirimden geçmiş, solunum veya enjeksiyon yoluyla vücuda alınmış protein(ler)in enzimatik modifikasyon veya detoksifikasyona uğramadan kana geçmesiyle oluşuyor. Kandan atılmadığı takdirde bu protein(ler) tehdit olarak algılanarak, aralarında IgE (immunoglobulin epsilon) gibi antikorlar da olmak üzere vücudun savunma sistemleri devreye giriyor. Aynı proteinle yeniden karşılaşılması durumunda IgE antikoru histamin salgılanmasını sağlıyor. Histamin enflamasyona ve düz kas kasılımına yol açıyor. Ortaya ürtiker, hava yolu-trakea, bronş ve bronşiyollerde tıkanma, kusma, ishal, tansiyon düşmesi gibi belirtiler çıkıyor ve bazen de ölümle sonuçlanıyor.

Gıda proteinleri kana nasıl geçiyor?

  • Aşılar, zerk sıvıları, kene ısırıkları ile proton pompası inhibitörleri (PPİ) gibi asit düşürücü ilaç kullanımı nedeniyle gıdaların tam sindirilememesi yoluyla gerçekleşiyor.

Pediyatrik aşılarda şimdiye kadar kullanılmış proteinler; sığır eti, yumurta, süt (kazein), maya, jelatin, domuz, balık, soya fasülyesi, keneotu tohumu (castor bean) gibi baklagiller ile kırmızı deniz otu (agar) gibi bitkisel ve hayvansal proteinler kana geçiyor (bkz. CDC’nin yayımladığı aşı içerik listesi).

  • K1 vitamini enjeksiyonlarında (baklagil ve çeşitli yemiş yağları gibi) bitkisel yağlar ve/veya hayvansal yağ kullanılmakta. Yerfıstığı veya ağaç yemişlerine karşı alerjilerin izini sürdüğünüzde karşınıza bu tür enjeksiyonlar çıkacaktır.
  • Kene ısırığıyla kana alfa-gal denilen (ve kırmızı ette bulunan) bir protein zerk edilmiş oluyor.[1]
  • Asit azaltıcı ilaç kullanımıyla mide asiditesi düşürüldüğünde, gıdasal proteinler parçalanmadan doğrudan bağırsağa geçiyor, buradan da emilimle kana geçiyor.[2]

Kana bu sayılan yollarla geçmiş gıdasal proteinler, ilgili gıdalara karşı alerji oluşumuna yol açabiliyor.

1913 Nobel tıp ödülünü aldığı törende yaptığı konuşmada Charles Robert Richet şöyle diyor:

“İnsan vücudu öyle yaratılmıştır ki, sindirim sistemi sıvılarınca modifiye edilmiş olanların dışında başka hiçbir proteinin kana karışmaması gerekir. Bu sistemi aşarak kana karışacak her yabancı proteinde organizma zarar görür ve direnç artar. Burada dirençten kasıt, duyarlılığın artması, yani organizma için ölümcül olacak ikinci parenteral enjeksiyona [Sıvı maddenin sindirim kanalı dışında bir yolla, yani damar içi, kas içi ya da derialtı enjeksiyon şeklinde vücuda verilmesi] karşı bir nevi başkaldırıdır. İlk enjeksiyonda organizma gafil avlanmış ve direnç göstermemiştir. İkinci enjeksiyonda organizma tam kadro savunmaya geçer ve anafilaktik şokla yanıt verir. Anafilaksi terimini ele alacak olursak, fazla kullanılmayan “flaksi” kelimesi Yunancada koruma manasına gelir. Anaflaksi de bunun zıt anlamlısıdır. Yani anaflaksi terimi ile ifade edilen şey organizmanın korunmuş olması değil, aşırıduyarlı hale getirilmesidir. Bu açıdan değerlendirildiğinde anafilaksi, kana penetre etmiş heterojen maddelerin elimine edilememesi durumunda vücudun gösterdiği üniversal savunma mekanizmasıdır.” [3]

Deri altına veya kasa enjekte edilen aşı antijenleri de, bağışıklık sisteminin kandaki bu antijenlere karşı antikor üretmesinine neden olur. Bulaşıcı hastalıkların kontrolünde “yabancı proteinler”le dolu bu aşıları bugüne değin baş tacı etmiş tıp, acaba hastalıkları “kontrol” edeceğiz diye insanların vücuduna heterojenöz (dış kaynaklı; özellikle de başka bir canlı türünden elde edilmiş) maddeleri zerk etmekle başından beri yanlış yolda mıdır? Acaba bundan 200 yıl önce tıp aşılama yerine beslenme koşullarının iyileştirilmesi, vitamin ve mineral takviyesi gibi yöntemler ile birlikte, bağışıklık sistemini müdahaleden uzak, saf ve katışıksız tutarak desteklemenin yollarını aramaya çalışsaydı, bugün sağlığımız ne durumda olurdu diye düşünmeden edemiyor insan. Tıbbın, koruma değil aşırı duyarlılaşmaya neden olan bu yabancı proteinleri aşılarıyla bizlere zerk ederek sağladığı olsa olsa sahte bir koruma olmasın?

Alüminyum Screenshot from 2013-09-28 16:35:50

Aşırıduyarlılık bulmacasının en önemli parçalarından biri de aşı adjuvanı alüminyum.

Yeni Zelandalı araştırmacı yazar Hilary Butler alüminyum bağlantısını şöyle açıklıyor:

“Aşılara alüminyum konuluyor, çünkü alüminyum olmadan vücut verilen zayıf antijen suşlarına tepki vermiyor. Alüminyum son derece reaktif ve aynı zamanda oluşacak immün yanıtı istenen Th1 (hücresel) yanıt yerine Th2 benzeri yanıta, yani hümoral yanıta yönlendirme özelliği var. İşte alüminyumun aşılara konulmasının tüm nedeni bu. Ve alüminyumun daima IgE antikoru oluşturduğunu biliyoruz, ve şayet bu antikor oluştuğunda ortamda aşılar yoluyla alınmış proteinler veya gıda antijenleri de varsa, işte o zaman alerji oluşma ihtimali oldukça yüksek.”

Harvard ve Stanford üniversitelerinde doktora sonrası çalışmalarını yürütmüş immünolog Tetjana Obukhanych’e kulak verelim biraz da. Vaccine Illusion (Aşı Yanılsaması) adlı kitabında gıda alerjileri ile aşı adjuvanı alüminyum bağlantısını şöyle açıklıyor:

“Alerjiyi çoğu kez içinde yaşadığımız çevre veya yiyeceklerle ilişkilendiririz. Ancak bir başka önemli tetikleyici daha var: adjuvan olarak alüminyum ihtiva eden aşılar. Bu adjuvanın aşılara konulmasının tek nedeni var; aşıları immünojen hale, yani antikor üretir hale getirmek.

Beklenileceği gibi, alüminyumlu aşılar immünolojik hafıza prensibine göre çalışıyor. Aşının rapel dozunda (ikinci veya üçüncü kez uygulandığında) vücut, aşı bileşenlerini kuvvetli bir şekilde hafızasına kaydediyor. Ancak alınan her yeni aşı dozuyla bazı çocuklarda giderek daha da şiddetlenen, ciltte kızarıklıklar, mide-barsak sistemi veya solunum yolları problemleri ve hatta anafilaktik şok gibi alerjiye benzer, istenmeyen reaksiyonlar ortaya çıkıyor. Reaksiyon şiddetindeki bu artış örüntüsü, immünolojik hafızadan oluşturması beklenilen, yani tamamen öngörülebilir bir sonuç aslında.

Alüminyum kullanılan aşıların sayısı geçtiğimiz onyıllar içinde giderek artmıştır. Bugün Hepatit B, Difteri-Tetanoz-aselüler Boğmaca (DTaB), Hepatit A, B tipi konjüge Haemophilus influenzae (Hib) aşıları ile konjüge pnömokok aşısında (KPA) bulunuyor. Bu aşılar hayatın ilk yılında defalarca enjekte edilmekle kalmıyor, bunlardan bazıları (örn. Td veya Tetanoz-difteri aşısı) yetişkinlikte de periyodik olarak vurulmaya devam ediyor. Ergen ve genç yetişkinlere yönelik, piyasaya yeni çıkan Gardasil‘de de alüminyum bulunmakta.

. . .

Yapılan hayvan deneylerinde, alüminyum ağızdan veya parenteral yolla verildiğinde hayvanların, kendilerine aynı anda yedirilen veya enjekte edilen gıdalara karşı alerji geliştirdiği görülmüştür. Elde edilen bu yeni biyolojik bulgular ışığında, alüminyumun aşılarda kullanımının iddia edildiği gibi güvenli olup olmadığı ve alerji gelişime genel katkısı kesinlikle tekrar masaya yatırılmalıdır.

Çocuklarımızda hayati tehlike yaratan bu alerjiler neden yaygınlaştı diye kendimize bir sormamız lazım. Doktorların bu konuda hiçbir fikri yok, oysa aradıkları cevap burunların dibinde olmasın? Hani düzenli aralıklarla çocuklarımıza aşılarla yükledikleri alüminyum gibi? Bağışıklanacaksınız diye bizlere sunulan aşılar aslında birer Truva atı olmasın?”

Gerçekten de tıp literatürüne baktığımızda alerjilerin birincil nedeninin aşılar olduğu ortaya çıkıyor:

  • 1839 yılından beri, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde vücuda gıdasal protein enjekte edilmesinin “alerjiye benzer” semptomlar oluşturduğu bilinmekte.[4]
  • Jelatin, alüminyum adjuvanıyla birlikte enjekte edildiğinde jelatin alerjisine yol açıyor.[5][Hazır yoğurtlarda jelatin bulunduğu uyarısını da yapalım]
  • Jones-Mote adlı araştırmacılar “Hipersensitivite Protein-Adjuvan Reaksiyonlar” başlıklı çalışmalarında, “adjuvanla karıştırıldığı takdirde hertürlü saf protein immün yanıt oluşturur“, diyor.[6]
  • Hayvanlarda gıdasal protein enjeksiyonuyla alerji oluşturuluyor. [7],[8]
  • Aşılardaki yumurta proteininin çocuklarda yumurta alerjisine neden olabileceği bilinmekte.[9]
  • Aşılarda kullanılan herhangi bir maddeye karşı alerji oluşabilir.[10]

Anne sütü bebeklerin temel gıdasıdır ve hiçbir bebeğin annesinin sütüne alerjik olması “normal” değildir! [11] 1901’e kadar süt alerjisi diye bir şey bilinmiyordu.[12] Ve baktığınızda, meşhur çiçek aşısının yanına, sadece 1879-1897 tarih aralığında birden kolera, tetanoz, kuduz, tifo ve bubonik veba aşılarının ekleniverdiğini görüyorsunuz.

Kazein (süt) alerjisi, ilk dozu hemen doğumdan sonraki birkaç saat içinde, ikinci dozu da bebek 1. ayını henüz doldurmuşken verilen Hepatit B aşısında kullanılan kazein ve alüminyum adjuvanına bağlı olarak gelişir.[13],[14]  Bebeklerin doğar doğmaz aldığı ilk gıda bir şekilde hep süt olduğundan, ilk farkedilen alerji de bu olmakta.

Aşı geliştirme aşamasında sıvı besi yerine eklenen soya peptonu ve daha sonra eklenen alüminyumuyla bebeklere 2 aylıkken uygulanan Konjüge Pnömokok aşısı ve genellikle 3. ay civarı ortaya çıkan soya alerjisinde sıra.[15]  Bebeklere verilen formülalar daha ziyade soyalı olduğundan, bu alerji de kendini erken gösterenlerden.

Aşılara konulduğu “bilinen” başka maddeler de alerjiye yol açabilir:

  • Adjuvan olarak kullanılan alüminyum bizzat alüminyum alerjisine neden olabilir.[16] [Tencere tavalarınızda alüminyum alaşım olup olmadğına ve kullandığınız paket kabartma tozlarında alüminyum olup olmadığına dikkat ediniz.]
  • Buzağı serumu, sığır eti alerjisine yol açar.[17] [Buradaki listeden “calf“+”serum” kelimelerini aratarak hangi aşılarda bulunduğunu görebilirsiniz]
  • Bazı kişilerde maya alerjisi oluşabilir.[18] [Aynı listeden “yeast” kelimesini aratabilirsiniz]
  • KKK aşısında kullanılan civciv embriyosu hücre kültürünün [19] yumurta alerjisine yol açtığı bilinmektedir.[20]
  • Su çiçeği aşısında domuzdan elde edilmiş hidrolize jelatin kullanılmakta.[21]  Düzgün hidrolize edilmemiş sığır jelatininin alümiyum adjuvanıyla birlikte verildiğinde immünojenik özellik gösterdiği biliniyor. “İyi” hidrolize edilmiş sığır jelatini daha az immünojenik etki gösterse de, yine de alerji oluşturabiliyor.[22]
  • Difteri-Tetanoz-Boğmaca (DTB) aşısındaki maymun böbreği hücrelerinin, bazı araba yarışçılarında görülen maymun kürkü alerjisine yol açabileceği belirtiliyor.[23]
  • Çin Restoranı Sendromu, monosodyum glutamat alerjisiyle aynı belirtileri taşıyor ki bu da KKK aşısındaki MSG‘ye bağlı olabilir.[24]
  • KKK aşısında neomisin adlı, alerjiye yol açan antibiyotik kullanılıyor.[25]
  • Grip aşılarında halen kullanılmakta olan thimerosal (etilcıva) da alerjilere yol açıyor.[26]

Sırada aşılardaki “bilinmeyen” maddeler var. 1919’dan bu yana aşılarda “taşıyıcı” olarak yağ kullanılıyor.[27]  “Peanut Allergy Answer” (“Yerfıstığı Alerjisi Anahtarı”) kitabına göre yemiş alerjisine dair ilk referansın tarihi 1920.  “Alüminyum aşılarda adjuvan olarak kullanılır. Adjuvan, immün sistemin aşıya daha güçlü yanıt vermesini sağlayan aşı bileşenidir. Alüminyumun adjuvan özelliği 1926’da keşfedilmiştir.”  Alüminyum, aşıyı üreten firmayı maliyetten kurtarıp, aşıdaki proteine vücudun daha güçlü immün yanıt vermesini sağladığından kullanılır.[28] Aşı üreticisi firma, ürün bilgisine (prospektüse) aşıdaki “aktif olmayan” maddeleri yazmak zorunda değildir. Yani, aşı adjuvanı olarak kullanılan envai çeşit yağ ile virüs veya bakterinin içinde kültürlendiği envai çeşit gıda ticari sır olarak koruma altındadır. [29], [30], [31]

Bu nokta önemli, zira güvenlidir diye bizlere dayatılan aşılarda tam olarak ne kullanılmış olduğunu, üretici firma dışında hiçkimse bilemez; ne siz, ne doktorunuz, ne de aşıların güvenliğini denetlemekle yükümlü FDA veya CDC gibi devlet kurumlarında görevli yetkililer.

Aşıların içinde tam olarak ne var bilmek istiyorsanız, parasını cebinizden verip özel bir laboratuvarda analiz ettirebilirsiniz tabii. Ya da bir başka yöntem olarak, aşı adjuvanları ve kültür ortamlarıyla ilgili verilmiş patentleri inceleyerek en azından aşılarda daha ziyade hangi gıdaların kullanıldığına dair fikir sahibi olabiliriz. İnternette adı geçen her tür gıda alerjisi için (Japonya’da görülen kalamar alerjisi hariç), aşı içeriğinde adjuvan veya kültür ortamı olarak o gıdanın adının geçtiğini görebilirsiniz.

Linkini verdiğim patentlerden bir seçme de buraya koymak istiyorum ki aşılarda ne denli fazla gıda ürünü kullanıldığı daha iyi anlaşılabilsin:

 

Screenshot from 2013-09-27 11:12:52

Screenshot from 2013-09-27 11:08:34

Screenshot from 2013-09-27 11:04:30

Çapraz Reaksiyon

Tanımı: Belli bir antijen’e karşı oluşmuş antikor’un, söz konusu antijen’e yapı bakımından benzer diğer bir antijen ile de reaksiyona girmesi

Bilimadamları alerijler ve çapraz reaksiyona giren proteinleri çalışırken allerjenin moleküler ağırlığına bakarlar. Aynı moleküler ağırlığa sahip gıdaların, alerjik bünyeli insanlarda çapraz reaksiyonlara neden olabileceği bilinmekte. Çapraz reaksiyon sadece gıdalar arasında da olmuyor. 22 Ocak 2002’de Amerikan Alerji, Astım ve İmmünoloji Akademisi, lateksle (hani şu çoğu aşı flakonunda tıpa olarak kullanılan madde) çapraz reaksiyona giren gıdaları sıraladığında en başta muz, avokado, kestane, kivi ve kereviz geliyor. Şöyle diyorlar:

“‘Çapraz reaksiyon oluşturan’ protein bağışıklık sistemi tarafından tanınır, semptomlar belirir ve istenmeyen etki oluşur. Aktif bir bağışıklık sistemi benzer yapıda proteinler arasındaki farkı ayırt edemeyebilir, bu durumda da gıda ailesinin tek bir üyesine karşı var olan alerji, kişinin aynı gıda grubunun tüm üyelerine karşı da alerji geliştirmesiyle sonuçlanabilir.”

Primeau ve arkadaşlarının (2001) bulgusu şöyle: “Sıvı ilaç şişelerinin ağzını kapatmak için kullanılan doğal kauçuğun, doğrudan temas etmesi durumununda test edilen solüsyonlara, lateks alerjisi bulunan kişilerde pozitif intradermal deri reaksiyonları oluşturmaya yetecek oranda alerjen lateks proteinleri saldığı tespit edilmiştir. Bu veriler, sıvı ilaç şişelerinde doğal kauçuk tıpa kullanımının durdurması yönündeki tavsiyeyi destekler niteliktedir.” [32]
İnsanların sensitize olmasına neden olacak pekçok aşı var bugün lateks tıpalı. Bu ve diğer alerjenlerin hangi aşılarda bulunduğunu gösteren liste yazının sonunda verilmiştir.

Peki, lateks alerjisi olan insanlar yiyeceklerle çapraz reaksiyon yaşayabiliyorsa, acaba aşılarda kullanılan maddeler de aynı moleküler ağırlığa sahip gıdalarla çapraz reaksiyona girebiliyor mudur diye sormamız gerekmez mi?

PubMed’den bebeklere vurulan aşılarda kullanılan maddelerin moleküler ağırlıklarını bulup, yanına da çocukların en çok alerji gösterdiği gıdaların moleküler ağırlıklarını koyarsak ortaya nasıl bir tablo çıkar? Kilodalton (kDa) birimiyle yapılan hesaplamalarda çapraz reaksiyon oluşumunda en dikkati çeken moleküler ağırlık, Hib, Difteri, Tetanoz, Neisseria Menenjiti (Menengokok), yer fıstığı, badem, soyafasülyesi ve cashew (bir tür fıstık)’ta rastlanan 50 kDa‘lık birim. 43 KDa‘lık moleküler ağırlık hem Hib hem de yer fıstığında mevcut. 20 kDa yine hem Hib hem de yer fıstığında var. 37 kDa, Hib ve bademde mavcut. 49 kDa, Hib ve mangoda bulunuyor.

KARŞILAŞTIRMA TABLOSU

Aşılardaki proteinlerin moleküler ağırlıkları  Reaksiyonu tetikleyici gıda proteinlerinin moleküler ağırlıkları
Haemophilus influenzae tip B (Hib)
50, 49, 43, 37, 20, 16 kDa
Yerfıstığı
50, 43, 20, 16 kDa
Difteri – 50, 27 kDa
(ayrıca bazı Hib aşılarında taşıyıcı protein olarak da kullanılmaktadır)
Badem
50, 37 kDa
Soya
50, 16.5 kDa
Tetanoz – 50 kDa
(ayrıca bazı Hib aşılarında taşıyıcı protein olarak da kullanılmaktadır)
Cashew fıstığı
50 kDa
Neisseria meningitidis (menengokok) – 50 kDa
(ayrıca bazı Hib aşılarında taşıyıcı protein olarak da kullanılmaktadır)
Mango
49 kDa

Şimdi, Türkiye Aşı Takvimini bir göz önüne alalım:

Screenshot from 2013-09-28 13:40:00

Anne-babalar çocuklarında alerijlerin ilk ne zaman ortaya çıktığını hatırlamaya çalışsın ve zamanlamanın rutin aşı turlarıyla çakışıp çakışmadığını yeniden değerlendirsin lütfen. Özellikle çocuk anne sütü alıyorsa, bağışıklık sistemi bedenine yüklenen aşıları proses etmeye çalışırken aynı anda anne sütünden aldığı proteinlerin minik bedenini alarma geçirdiğini görmek çok zor olmayacaktır. Granoff ve Munson (1986), konjüge aşılar hazırlanırken yeni antijenik belirleyicilerin oluştuğunu, ancak bu ‘neoantijenler’in, insan antijenleriyle çapraz reaksiyona yol açacak antikorlar üretme ihtimalini güçlendirdiğini söylüyor.[33]

Antibiyotik Kullanımı
VRAN.org’dan Susan Fletcher, astım ve alerji gelişiminde sindirimin önemine dikkat çekiyor ve antibiyotik kullanımıyla bu işlevin olumsuz etkilenebileceğini belirtiyor. Yakın zamanda rahatsızlık geçirmiş ve antibiyotik tedavisi görmüş veya görmekte olan bebek ve çocuklara bugün rutin olarak aşıları uygulanmaya devam ediyor, kaldı ki bu durumun çocuğun aşıya vereceği immün yanıtı kesin surette etkileyeceği bilinmektedir.  Untersmayr ve arkadaşları (2006)’da yaptıkları çalışmada, tarihte ilk defa gastrik sindirimin hem sensitizasyon hem de gıda alerjisinin efektör fazlarındaki kilit rolü tespit ettiklerini söylüyor.[34]

Sezaryen Doğum

Bazı bebekleri alerji oluşumuna daha yatkın hale getirecek tıbbi müdahalelerden biri de sezaryen uygulaması olabilir. Henry Ford Sağlık Bilimleri Bölüm Başkanı Christine Cole Johnson şöyle diyor: “Sezaryenle dünyay gelmiş bebeklerin mide-barsak yollarında, alerjenlerle karşılaştıklarında antikor immünoglobulin E (IgE) üretilmesine neden olacak birtakım “riskli” mikroorganizmalar bulunmaktadır.”[35]

Sonuç

Çoğu gıda alerijisinin sebebini gösterecek bulmacanın parçaları teker teker yerine oturuyor. Buğdaya alerjisi çıkan fil aşılanmıştı. Gıda alerjili kedi köpeğimiz hep aşılı. Gıda alerjisi “salgın”ı da çocuklara önerilen aşı sayısındaki hızlı yükselişle birlikte ortaya çıktı.

Üzerinden 100 yılı aşkın zaman geçmesine rağmen Richet’ye Nobel ödülü kazandıran bilgiden günümüz doktorları nasıl bihaber olabilir? İnsanın organik bütünlüğünü açıkça tehlikeye sokan tıbbi bir müdahaleyi gözleri kapalı nasıl çocuklarımıza uygularlar?

Onay almak için sırada bekleyen daha yüzlerce aşıyı düşündüğümüzde, gün be gün daha fazla yabancı protein vücutlarına zerk edilen çocuklarımızın bu taarruza daha ne kadar dayanabileceğini merak ediyorum. Bulaşıcı hastalıklara karşı açtıkları savaşta daha kaç masum çocuğun feda edilmesi gerekiyor?

Screenshot from 2013-09-28 15:45:57

Son olarak, yukarıdaki miniğin dediği gibi, madem doktorlar bilmiyor aşılarda nelerin olduğunu, bari biz anne-babalar olarak sorumluluğu elimize alıp öğrenelim. Hangi aşılarda hangi tip alerjenlerin bulunduğunu gösteren listenin orijinali için buraya bakabilirsiniz.

 

Alerjen Aşı Markası Aşı Adı Miktar
Amphotericin B * RabAvert (Novartis) Kuduz <2 ng
Kazein, Sığır Menşeli Boostrix (GSK) Tdap Latham besiortamında bulunur
Infanrix (GSK) DTaB 12.2-18.3 ng/mL (Latham besiortamında bulunur)
Kinrix (GSK) DTaB+IPV Latham besiortamında bulunur
Pediarix (GSK) DTaB+HepB+IPV Latham besiortamında bulunur
Vivotif (Berna) Tifo iBesiortamında bulunur
Chlortetracyclin ** RabAvert (Novartis) Kuduz <20 ng
Yumurta Afluria (CSL) Influenza (grip) ≤1 mcg
Agriflu (Novartis) Influenza <0.4 mcg
Fluarix (GSK) Influenza ≤0.05 mcg
FluLaval (GSK) Influenza ≤1 mcg
Flumist (MedImmune) Influenza kalıntısı bulunur
Fluvirin (Novartis) Influenza ≤1 mcg
Fluzone (sp) Influenza kalıntısı bulunur
MMR II (Merck) KKK kalıntısı bulunur
ProQuad (Merck) KKK+su çiçeği kalıntısı bulunur
RabAvert (Chiron) Kuduz <3 ng/doz (1 mL’lik doz başına)
YF-Vax (sp) Sarı humma kalıntısı bulunur
Jelatin (Sığır) RabAvert (Novartis) Kuduz <12 mg (Polygeline)
Jelatin (Domuz) Flumist (MedImmune) Influenza Hidrolize Jelatin, 2.00 mg/0.2mL doz
Fluzone (sp) Influenza 0.25 mL ve 0.5 mL dozların %0.05
JE-Vax Japanese Encephalitis 500 mcg (1 mL doz başına)
MMR II (Merck) KKK Hidrolize Jelatin, 14.5 mg
ProQuad (Merck) KKK+su çiçeği Hidrolize Jelatin, 11 mg
Tripedia (sp) DTaP Pertussis (boğmaca mikrobu) preparatı yapımından kalıntı bulunur.
Varivax (Merck) Su çiçeği Hidrolize Jelatin, 12.5 mg
YF-Vax (sp) Sarı humma stabilizatör olarak kullanılmıştır
Zostavax (Merck) Zona Hidrolize Jelatin, 15.58 mg
Gentamisin Sülfat *** Flumist (MedImmune) Influenza <0.015 mcg/mL
Fluarix (GSK) Influenza ≤0.15 mcg
Lateks ActHIB (AP) Hib Sulandırıcı şişesindeki tıpada doğal kuru latex kauçuğu bulunur.
Agriflu (Novartis) Influenza İğnelerin koruyucu kılıfında doğal kauçuk lateksi bulunabilir.
Biothrax (Emergent) Anthrax (şarbon) Flakon (şişe) tıpasında doğal kuru kauçuk bulunur.
Boostrix (GSK) Tdab Önceden doldurulmuş şırıngaların bir tipindeki iğne kılıfında doğal kuru kauçuk lateksi bulunabilir, enjektör pistonunda lateks yoktur. Diğer tipte iğne kılıfı ve pistonda doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
Cervarix (GSK) HPV Önceden doldurulmuş şırıngaların bir tipindeki iğne kılıfında doğal kuru kauçuk lateksi bulunabilir. Diğer tipte iğne kılıfı ve pistonda doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
Comvax (Merck) Hib-HepB Şişe tıpasında doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
DT (AP) DT Şişe tıpasında doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
Engerix-B (GSK) Hep B Önceden doldurulmuş şırıngaların bir tipindeki iğne kılıfında doğal kuru kauçuk lateksi bulunabilir. Diğer tipte iğne kılıfı ve pistonda doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
Fluarix (GSK) Influenza Önceden doldurulmuş şırıngaların iğne kılıfında doğal kauçuk lateksi bulunabilir.
Fluvirin (Novartis) Influenza Önceden doldurulmuş şırıngaların iğne kılıfında doğal kauçuk lateksi bulunabilir.
Fluzone (sp) Influenza Fluzone ve Yüksek Doz Fluzone’un önceden doldurulmuş şırıngalarının koruyucu kılıfında doğal kauçuk lateksi bulunabilir.
Havrix (GSK) Hep A Önceden doldurulmuş şırıngaların bir tipindeki iğne kılıfında doğal kuru kauçuk lateksi bulunabilir. Diğer tipte iğne kılıfı ve pistonda doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
Hiberix (GSK) Hib Önceden doldurulmuş şırıngaların iğne kılıfında doğal kauçuk lateksi bulunabilir.
Infanrix (GSK) DTaP Önceden doldurulmuş şırıngaların bir tipindeki iğne kılıfında doğal kuru kauçuk lateksi bulunabilir. Diğer tipte iğne kılıfı ve pistonda doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
Kinrix (GSK) DTaP/IPV Önceden doldurulmuş şırıngaların bir tipindeki iğne kılıfında doğal kuru kauçuk lateksi bulunabilir. Diğer tipte iğne kılıfı ve pistonda doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
MENOMUNE (sp) Menengokok Dondurarak kurutulmuş aşıların şişe tıpalarında ve sulandırıcısında doğal kuru lateks bulunur.
Pediarix (GSK) DTaP-HepB-IPV Önceden doldurulmuş şırıngaların bir tipindeki iğne kılıfında doğal kuru kauçuk lateksi bulunabilir. Diğer tipte iğne kılıfı ve pistonda doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
PedvaxHIB (Merck) Hib Şişe tıpasında doğal kuru lateks bulunur.
Recombivax HB (Merck) Hep B Şişe tıpası ile şırınga piston tıpasında ve iğne koruyucu kılıfında doğal kuru lateks bulunur.
Rotarix (GSK) Rotaviris Önceden doldurulmuş şırıngaların bir tipindeki iğne kılıfında doğal kuru kauçuk lateksi bulunabilir. Diğer tipte iğne kılıfı ve pistonda doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
TriHIBit (sp) DTaP-Hib Şişe tıpasında doğal kuru lateks bulunur.
Tripedia (sp) DTaP Şişe tıpasında doğal kuru lateks bulunur.
Twinrix (GSK) Hep AB Önceden doldurulmuş şırıngaların bir tipindeki iğne kılıfında doğal kuru kauçuk lateksi bulunabilir. Diğer tipte iğne kılıfı ve pistonda doğal kuru lateks kauçuğu bulunur.
Vaqta (Merck) Hepatit A Şişe tıpası ile şırınga piston tıpasında ve iğne koruyucu kılıfında doğal kuru lateks bulunur.
YF-Vax (sp) Sarı humma Şişe tıpasında doğal kuru lateks bulunur.
Neomisin **** ACAM2000 (sp) Çiçek eser miktarda bulunur
Afluria (CSL) Influenza ≤3 ng (Neomisin sülfat)
Agriflu (Novartis) Influenza ≤0.02 mcg
Fluvirin (Novartis) Influenza ≤2.5 mcg
Havrix (GSK) Hep A ≤40 ng/mL (Neomisin sülfat)
Imovax Rabies (sp) Kuduz <150 mcg (Neomisin Sülfat)
IPOL (sp) Polio <5 ng [.005 mcg]
Kinrix (GSK) DTaP/IPV ≤0.05 ng [5.0 × 10-5 mcg]
MMR II (Merck) KKK 25 mcg
Pediarix (GSK) DTaP-HepB-IPV ≤0.05 ng [5.0 × 10-5 mcg]
Pentacel (sp) DTaP-IPV-Hib <4 pg [4.0 × 10-6 mcg]
ProQuad (Merck) KKK+Su Çiçeği <16 mcg
RabAvert (Chiron) Kuduz < 1 mcg
Twinrix (GSK) Hep AB ≤20 ng (neomisin sülfat)
Vaqta (Merck) Hepatitis A <10 ppb
Varivax (Merck) Su çiçeği eser miktarda bulunur
Zostavax (Merck) Zona eser miktarda bulunur
Ovalbümin (Yumurta beyazında bulunan albümin) Afluria (CSL) Influenza ≤ 1 mcg
Fluarix (GSK) Influenza ≤ 0.05 mcg
FluLaval (sp) Influenza ≤1 mcg
Fluvirin (Novartis) Influenza ≤1 mcg
RabAvert (Novartis) Kuduz < 3 ng [0.003 mcg]
Polymyxin B ACAM2000 (sp) Çiçek eser miktarda bulunur
Afluria (CSL) Influenza ≤0.5 ng
Fluvirin (Novartis) Influenza ≤3.75 mcg
IPOL (sp) Polio 25 ng [0.025 mcg]
Kinrix (GSK) DTaP/IPV ≤0.01 ng [1.0 × 10-5 mcg]
Pediarix (GSK) DTaP-HepB-IPV ≤0.01 ng [1.0 × 10-5 mcg]
Pentacel (sp) DTaP-IPV-Hib <4 pg [4.0 × 10-6 mcg] (polimiksin B sülfat)
Fötal Buzağı Serumu IPOL (sp) Polio <1 ppm
MMR II (Merck) KKK <1 ppm
ProQuad (Merck) KKK+su çiçeği 0.5 mcg
RotaTeq (Merck) Rotavirüsü eser miktarda bulunur
Varivax (Merck) Su çiçeği eser miktarda bulunur
Zostavax (Merck) Zona eser miktarda bulunur (buzağı serumu)
Sodium taurodeoxycholate Afluria (CSL) Influenza <10 ppm
Streptomisin ***** IPOL (sp) Polio <200 ng [0.2 mcg]
Thimerosal (Etil Cıva) ActHIB (AP) Hib ≤0.3 mcg
Afluria (CSL) Influenza çoklu doz içeren flakonlarda 24.5 mcg cıva
Decavac (sp) Td ≤0.3 mcg cıva
DT (sp) DT ≤0.3 mcg cıva
FluLaval (GSK) Influenza 25 mcg cıva
Fluvirin (Novartis) Influenza önceden doldurulmuş şırıngada ≤1 mcg; çok dozluk flakon başına 25 mcg cıva
Fluzone (sp) Influenza çok dozluk flakonda 25 mcg cıva
JE-Vax (sp) Japanese Encephalitis 0.007%
MENOMUNE (sp) Menengokok çok dozluk sulandırıcıda 25 mcg cıva
Td Adsorbed (Aventis) Adzorbe Tetanoz Toksoidi ≤0.3 mcg cıva
TriHIBit (sp) Hib eser miktarda bulunur
Tripedia (sp) DTaP ≤0.3 mcg cıva
Maya Comvax (Merck) Hib-HepB Ölçülebilir miktarda maya DNA’sına rastlanmamıştır; ≤1% maya proteini
Engerix-B (GSK) Hep B ≤5% maya proteini
Gardasil (Merck) HPV <7 mcg maya proteini/doz
Menveo (Novartis) Menengokok “…CY besi ortamı maya ekstratları içerir …”
Pediarix (GSK) Hep B ≤5% maya proteini
Prevnar (WL) Pnömokok “…ve maya ekstratı bazlı besi ortamı”
Recombivax HB (Merck) Hep B ≤1% maya proteini
Twinrix (GSK) Hep AB ≤5% maya proteini
Vivotif Berna (Berna) Tifo besi ortamında maya ekstratı

Güncelleme 21 Şubat, 2013

* Amphotericin B: Streptomyces nodosus’dan elde edilen ve bazı öldürücü mantar enfeksiyonlarının tedavisinde intravenöz kullanılan, ayrıca deri ve mukoza kandidiyazı’nda losyon ya da krem şeklinde topikal uygulanan antifungal ilaç

** Chlortetracyclin: Çeşitli bakteri ve mantar enfeksiyonlarının tedavisinde ağızdan, intravenöz ya da topikal kullanılan, klortetrasiklin’in hidroklorür tuzu, geniş spektrumlu antibiyotik; klortetrasiklin hidroklorür. 

*** Gentamisin Sülfat: Gram-negatif ve gram-pozitif bakteri enfeksiyonlarının tedavisinde, intramüsküler, intravenöz ya da intratekal uygulanan, aminoglikozid grubu, geniş spektrumlu bir antibiyotik

**** Neomisin: Streptomyces fradiae’den elde edilen, amino-glikozid grubu, geniş spektrumlu bir antibiyotik

***** Streptomisin: Streptomyces griseus’tan elde edilen, birçok gram-negatif ve gram-pozitif bakteri üzerine etkili oluşu nedeniyle başta tüberküloz olmak üzere çeşitli enfeksiyonların tedavisinde intramüsküler enjeksiyon şeklinde kullanılan antibiyotik

KAYNAKÇA

[4] The Complete Idiot’s Guide to Food Allergies by Lee H. Freude, M.D., and Jeanne Rejaunier, Penguin Group, 2003, pg 14, “In 1839, the French physiologist Francois Magendie (1783-1855), while investigating the effects of substances on living organisms, created allergylike symptoms in animals, and found that animals sensitized to egg white by injection died after a subsequent injection.”

Author: 4myLilliput

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir