Otizm Nasıl Oluşur: Kathryn Wolcott’la Söyleşi

Söyleşiyi yapan: Dan Olmsted

Çocuklarının nasıl otizm geliştirdiğini anlatan anne-babalarla yaptığımız bir dizi söyleşinin ilki bu. Bugün, Kathryn Wolcott’u ağırlıyoruz. Bu söyleşilere katılmak isterseniz, bana [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.

Dan: Bu diziyle ilgili daha önce bir söyleşi yapmamıştım, o yüzden ilk olmayı kabul edip benimle görüştüğünüz için teşekkür ederim. Bizlere biraz bugünkü durumunuzdan, nerede yaşadığınızdan, mesleğinizden, ailenizden ve belki kızınız Norah’nın başına gelenlerden bahsedebilir misiniz?

Kathryn: Seve seve… Olup bitenleri ilk defa bu kadar ayrıntısıyla dile getirmiş olacağım ben de.

autism3Eşimle Michigan’ın Jackson kasabasında, başkent Lansing’in hemen güneyinde yaşıyoruz. İkimiz de Michigan Devlet Üniversitesi’nden mezunuz. Çocukluktan beri birbirimizi tanıyoruz ve üniversiteden sonra da hayatlarımızı birleştirdik. Üniversite tahsilim iletişim üzerine, ardından sağlık iletişimi üzerine yüksek lisans yaptım ve epidemiyoloji ve halk sağlığı eğitimi gördüm. Kızımın doğumundan sonra verdiğim master tezim CDC’nin aşı takvimi, Jenny McCarthy’nin halk sağlığına nasıl zarar vermekte olduğu olduğu ve aşıların nasıl da kesinkez otizme yol açmadığı üzerineydi.

Dan: Ciddi olamazsınız.

Kathryn: Son derece ciddiyim, durumu bu denli ironik hale getiren de bu zaten. Elbette tüm bilgiler bizzat CDC’dendi. Ailemde herkesin mutlaka grip aşılarını yaptırıyordum ve kızım da aşı takvimine göre her ay harfiyen aşılandı, öyle bekletme geciktirme filan da olmadı.

Evlendikten ikibuçuk sene kadar sonra bebek beklediğimizi öğrendik, o ara birileri aşı-otizm bağlantısından bahsedecek oldu bana ve ben tabii ki yaylım ateşine başladım; “Elbette aşılar otizme yol açmaz, bugün daha iyi teşhis var da ondan rakamlar yüksek gözüküyor, zaten benim kızım olacak ve otizm kızlarda erkeklere oranla çok daha az görülüyor.” Hamileyken grip aşısını da oldum, ne varsa oldum.

Kızım 39 haftalık doğdu. Planlı, suni sancıyla başlatılan bir doğumdu, ki bu da büyük pişmanlıklarımdan biridir. Gayet iyi gelişiyordu aslında. Emziriyordum … Başlarda emzirmeyle ilgili biraz sıkıntı yaşadık ama olsun. Doğumda K vitamini iğnesini oldu, sonra ikinci haftada Hepatit-B geldi ve hastalandı, ateşi filan çıktı.

Sonra bağırsaklarda sorunlar ortaya çıkmaya başladı, berbat bir kabızlık, çınlata çınlata ağlamalar ve gaz, ki emen bir bebekte pek olmaması lazım bunların. Süt ve süt ürünlerini kestim, bu biraz yardım eder gibi oldu, ta ki ikinci ay aşılarını olana kadar, aşılardan sonra yeniden hasta oldu, tüm o çığlık şeklinde ağlamalar, ateş, hepsi yeniden başladı. Tabii deli gibi Tylenol [paracetamol] verdim o arada.

Dördüncü ay aşılarını oldu, yine aynı şey – ateş, avaz avaz ağlamalar ama henüz bir şey yoktu daha. Sonra, dört ve altıncı ay aşıları arasında baş çevresi 25. persantilden -küçük bir bebekti, o yüzden persantili oradaydı- 90’a çıktı. O noktada uyanmam gerekirdi, fakat ancak şimdi geriye baktığımda anlıyorum olanları.

Dan: Siz fark etmiş miydiniz baştaki bu büyümeyi yoksa doktor ölçtüğünde mi fark etti?

autism4Kathryn: Rutin kontrolünde ölçtüler ve “Vay, ilginç hakikaten, başı cidden çok büyümüş.”, dediler. Muayene edip baktılar ama kızımın tepkileri yerindeydi, iyi gözüküyordu, hem başka herhangi bir yan etki gözlemlememiştik, bağırsak sorunları dışında tabii, ki o da ben sütü kesince iyiye gitmeye başlamıştı. O noktada bunun [baştaki büyüme] kötü bir şey olup olmadığını sorduğumu hatırlıyorum ve bana “Bazen böyle şeyler olur, bebeklerin hepsi farklı büyüyor sonuçta.”, demişlerdi. O ara biraz daha fazla araştırmaya başladım konuyu, çünkü başının bu kadar hızla bu denli büyümesi bana hiç normal gelmiyordu.

Sonra altıncı ay randevumuzda tabii yine aşılattık ve bu sefer gerçekten çok kötü rahatsızlandı ve günlerden de Cuma’ydı. Bu ayrıntıyı hiç unutmuyorum. Ateşi çıktı, kusuyordu, iki gün hiçbir şey yemedi ve acile götürdük. Sonunda bir şeyler yiyebildi ve tabii elimize Tylenol verip eve gönderdiler, sonra tekrar aldım pediyatristine götürdüm.

Dan: Şunu sormak istiyorum bu noktada, acile gittiğinizde bunun aşılardan olduğunu düşündüğünüzü söylediniz mi?

Kathryn: Kesinlikle ve bana aşı reaksiyonu olmadığını söylediler. Tesadüf sadece dediler, virütik bir enfeksiyon olduğunu söylediler. Tesadüftü yani.

Dan: Anlıyorum.

Kathryn: Hayır, kesinlikle aşı reaksiyonu diye kaydedilmedi bu.

Dan: Tutulan raporu açıkça gördünüz mü?

Kathryn: Elbette. Pazartesi pediyatristine götürdüm ve orada da aynı şeyi söylediler, tesadüf dediler. O noktada aşı olayını ağırdan almaya karar verdim. 10. ay aşılarını olmadı ve 12. ayda da “Son olduğunda kötü bir reaksiyon yaşadık, biraz yavaş gitmekte fayda var”, dedim. 12. ay aşılarını hiç yaptırmadım, ki sanırım KKK ve su çiçeği aşıları bunlar. Bunları hiç olmadı.

Kızım 12 aylıkken yeniden hamile olduğumu öğrendim ve o zamanki pediyatristi hamile olduğum için kızımı 12. ayında sütten kesmem gerektiğini söyledi. Önerisini dinlemedim ve pediyatristimizi değiştirdik. Yeni pediyatristimiz aşı yaptırmama kararımızı destekleyen bir hekim. Ancak bu noktada sanırım kızım için çok geçti ve 13., 14. aylarda bir takım gecikmeler ortaya çıkmaya başladı. Yavaş bir gerilemeydi bu. 15. ayda bir aşı daha oldu, o dönem her seferinde bir aşı yaptırmaya karar vermiştim çünkü. Tam hatırlamıyorum, sanırım Hib veya DtaB aşısıydı bu.

Yavaş gelişti her şey. Söyleyebildiği birkaç kelime vardı, yavaş yavaş bunları daha az söyler oldu. Göz teması her zaman çok iyiydi, ki hala öyle. Şimdi ikibuçuk yaşında, hatta ikibuçuk bile değil. Göz teması iyi. Ancak bağırsak problemleri sürekli daha kötüye gitti ve biz de iyice aşikar hale gelmeye başladığından hep buna odaklandık. Sorun hep bu zannettik. Hiç yeni kelime öğrenmiyordu. Fiziksel olarak bir sorun yoktu mesela, emekliyordu, yürüyordu. Ama elle işaret etme yoktu.

Alerji uzmanına götürdük. Doktoru bir IgG testi yaptı ve gluten, kazein ve soyaya hasassiyet çıktı. Bize bir probiyotik verdi ve “Bunları kesin.”, dedi. Kestik, mide-bağırsak sorunları biraz düzelir gibi oldu ama öyle aman aman bir iyileşme olmadı. Sonra pediyatristimize acaba otizm olabilir mi diye sorular sormaya başladım, bana, “İsmine yanıt veriyor ve sosyal, ama konuşma yok.”, dedi. Ardından birtakım tekrarlı hareketler görmeye başladık, hani öyle küçük şeyler, mesela belirli bir oyuncağa biraz fazla takılma gibi.

Daha sonra resmi otizm tanısı geldi, 21. ayda bunu bize söylediler. O son aşıdan birkaç ay sonra oluyor bu ve bir daha da aşı olmadı zaten. Hemen hemen tüm farmasötik ilaçları kestik aslına bakarsanız; ateşlenmelerde Tylenol vermeyi bıraktık.

Dan: Şu anda ne durumda peki kızınız? Hani şu anda bir plato evresinde mi otizmi … nasıl?

Kathryn: Biyomedikal tedaviye başladık. Burada yaşayan ve üstelik de sigortayla çalışan bir doktor bulduk ve hatta kendisi bir DAN! [Defeat Autism Now!] doktoru. Pediyatristimiz de kendisiyle temasta, bir ekip olarak çalışıyorlar ve bunun için müteşekkiriz hakikaten. Gıda desteklerine ve mantar tedavisine başladık ve kızım daha iyiye gidiyor. ABA’ya başladık, bu daha doğal bir ortamda uygulanan ABA, o yüzden içim biraz daha rahat o konuda. Konuşma ve ergoterapi hiç işe yaramadı. Bizim için en büyük kazanım bu mide-bağırsak mantarlarını bir ölçüde tedavi edebilmek oldu.

Dan: Bu daha çok taze bir olay yani sizin için. Daha yeni başınıza geldi tüm bunlar.

Kathryn: Ya bilemezsiniz, bir süre tam anlamıyla dibe vurdum çünkü biliyordum, ne olduğunu bile bile devam ettim ve her şeyi mahvettim. Hatta tanıyı almasının hemen ardından Autism One kongresine bile gittik, Chicago bize yakın sayılır çünkü ve orada Dr. Wakefield‘in konuşmasını dinledim ve hayatımızda yeni bir çığır açıldı o konuşmayla.

Dan: Ne açıdan?

Kathryn: Oğlum, şu an dokuz aylık … Yeni bir bebek, aynı anda kızımız teşhis alıyor, anlayacağınız oldukça gerilimli ve yoğun bir dönemden geçtik o ara. Oğlum hiçbir aşıyı olmadı ve her şey çok daha iyi gidiyor.

Dan: Şunu sormak istiyorum size, çünkü bu sürekli karşımıza çıkan bir konu, nasıl bir düşünce prosesi yaşadığınızı merak ediyorum. Neden bunun aşılarla ilgili olduğunu düşünüyorsunuz, sizi böyle düşünmeye iten nedir?

Kathryn: Tabii ki ortaya konulan araştırmalar. Cıva ve alüminyum toksisitesi ile igili araştırmaları ve ortaya çıkardıkları semptomların otizmle benzerliklerini okudum ve tabii bir de bunun bir spektrum bozukluğu olduğu gerçeği var, her şey zamanlamaya bakıyor ve bunun etkisi de herkes için farklı oluyor. Yüzüme haykırıyor resmen tüm bunlar arasındaki bağlantı. Doğrudan aşı mıdır nedeni derseniz, bence hayır, ama cilası oldu işte, işi bitiren hamleydi aşılar.

Ailemde otoimmün hastalıktan geçilmez mesela benim, hakikaten hemen herkeste vardır. Ailedeki hemen her kadında bir çeşit tiroid sorunu var mesela ve tabii diyabet ve Hashimoto’s ve skleroderma. Keşke bunları hesaba katmam gerektiğini önceden bilseydim. Mesela doktorlar tüm bunları soruyorlar size değil mi, ailede hastalık öyküsü olup olmadığı filan, e ama siz söylemenize rağmen bu bilgiyle ilgili pek bir şey yapmıyorlar ki.

Dan: Evet, sanırım aşıların bunlarla hiçbir ilgisi olamayacağını düşündükleri için ne fark eder ki diyorlar. Anlattıklarınıza göre Norah her seferinde bir öncekinden daha kötü hastalanmışa benziyor.

Kathryn:   [Yeni doktor] kızımın kayıtlarından, her defasında rutin doktor kontrolü sonrasında hastalanmış olduğunu fark etti. Kızımdaki gıda alerjilerinden bahsederken de, “Bence gıda alerjileri ve aşılar arasında bağlantı var”, dedi. Sonra da, “Aşıları biraz ağırdan almakta, okul çağına gelinceye dek beklemekte fayda var. Yine de aşılatmak istiyorsanız, ağırdan alın ve bağışıklık sistemi oturuncaya, yeterince büyüyünceye kadar bekleyin” tavsiyesinde bulundu. Bu doktoru bulduğuma öyle memnunum ki. Kendi çocuklarını aşılatmıyor. Bu beni hayli düşündürdü: Doktorum çocuklarına aşı yapmıyor.

 

Dan: Alerjilerin, bu gıda alerjilerininin ortaya çıkmasına aşıların neden olduğunu mu düşünüyor?

Kathryn: Evet. Hatta daha ilk muayenede söyledi bunu bize.

Dan: İlginç aslında, bana sanki burada KKK’nın dışındaki aşılarla ilgili de soru işaretleri varmış gibi geliyor, zira kızınız KKK aşısı olmadığına göre?

Kathryn: Evet, hep kendime onu diyordum, “Yok, otizm olamaz çünkü …” Tüm o işitme testlerini filan yaptırdık. Kimse de psikolojik test dışında bir test yapmadı. Gözlemlemek dışında bir şey yapan çıkmadı, bu hakikaten çok tuhaf bana kalırsa.

Dan: Gebelikte olduğunuz o grip aşısında cıva olup olmadığını biliyor musunuz?

Kathryn: Hiçbir fikrim yok, ama vardır herhalde diye düşünüyorum. Tam da 20., 22. hafta civarıydı, tam o kritik dönemde hem de.

Dan: İsteseniz öğrenebilirsiniz aslında ama haklısınız, cıvasız istiyorum diye özellikle bildirmediğiniz müddetçe, yetişkin tipi cıvalı grip aşılarından oluyorsunuz. “Ama aşılarda artık cıva yok ki” diyeceklere buradan ‘bebeğiniz gebeliğin kritik bir evresindeyken olduğunuz grip aşısı hariç’ demek lazım.

Kathryn: Evet, nörolojik gelişimin kritik safhaları bunlar.

Dan: Size göre, anladığım kadarıyla, ailenizdeki otoimmün sorunların yanısıra gebelikteki grip aşısı ve ardından da doğum sonrası buna eklenen aşılamalardı buna sebep.

Kathryn: Evet. Şimdi bildiğim şeylerle bakıyorum da, tüm o sağlık geçmişiyle otizm karşısında hiç şansı yoktu zaten … Nasıl öfkeleniyorum düşündükçe.

Dan: Elbette. Anlıyorum sizi.

 

Kathryn: Aşıları dışında hastalık görmedi ki. Bir soğuk algınlığı bile olmadı, bir kere antibiyotik almadı. Tek hastalık yapan şey aşılarıydı.

Dan: Hiç antibiyotik almadı mı?

Kathryn: Hayır.

Dan: Bu da ilginç, zira bazen antibiyotik kullanımı da otizme giden süreçte etken olarak kabul ediliyor ama sizin durumunuzda değil belli ki.

Kathryn: Evet. Kızımda oldukça ağır mantar sorunları var yalnız ve doktorumuz, DAN! doktorumuz hiç bu kadar kötüsünü, hele ki antibiyotik kullanmamış bir çocukta hiç böylesini görmediğini söylüyor, bu da bana mantarın doğuştan olduğunu düşündürtüyor.

Dan: Bu aynı zamanda bağışıklık sisteminin de iyi çalışmadığını gösterir mi?

Kathryn: Kesinlikle, bağışıklık sistemi zayıf demek bu aynı zamanda. Doktorumuz hiperimmünite’den şüpheleniyor, çünkü bakarsanız hiç hasta bile olmayan bir çocuk, ancak bağışıklık sistemi biraz fazla aktif.

Dan: Düşünecek olursak durumunuz esasında ilginç, hani bundan daha kısa bir süre öncesine kadar bebek bekleyen bir anne, ondan da önce otizmle aşılar arasında bağlantı olmadığını, ortada buna dair kanıt olmadığını söyleyen bir üniversite öğrencisiymişsiniz. Bu söyleşi dizisini yapma nedenlerimden biri de aksine kanıtın olduğunu ve bundan çok ağır şekilde etkilenmiş pekçok da insanın var olduğunu göstermek. Geçmişte sizin de yaptığınız gibi bu konuyla ilgili, hayır bağlantı yoktur, olmadığı kanıtlanmıştır, bunu iddia edenler yalnızca Playboy modelleridir, çocuğunuzun aşılardan sonra otizm geliştirmesi tesadüftür, siz zaten bunun için suçlayacak birilerini arıyorsunuz ve buna benzer şeyleri söyleyen, buna inananlara ne demek istersiniz? Bu insanlara ne derdiniz?

Kathryn:   Onlara araştırma konularındaki bunca bilgime dayanarak, rakamları istediğiniz şekilde göstermenin ne kadar kolay olduğunu bildiğimi söylerdim. Eğer bilimsel araştırmadan hakikaten anlayan biriyseniz, bu ilaç firmalarının, veri her nereden gelirse gelsin çalışmayı lehlerineymiş gibi göstermelerinin çocuk işi olduğunu bilirsiniz. Araştırma yapacaklara, çalışmayı kimin yaptırdığına, paranın nereden geldiğine bakmalarını öneririm – bu çok şey fark ettirir.

Ayrıca bu, daha önce zannettiğimin aksine Jenny McCarthy’nin çok ötesinde bir hareket. Kanıtımın sadece anekdotal olduğunu biliyorum ama bu noktada benim için yeter de artar bile ve diğer anneler için de böyle olduğunu düşünüyorum. Üniversiteli ben bu anlattıklarımın hiçbirine inanmazdı, ancak ne zaman ki o korumak istediğim bebeği aldım kucağıma, konuyu enine boyuna araştırmanın önemini anladım ve tek kaynağınızın kesinlikle CDC olmaması gerektiğini, ki en büyük fark yaratan şey de bu oldu.

Dan: Bir gazeteci olarak benim şahsen inanmakta zorlandığım, dünyanın her yerinden siz ve sizin gibi eğitimli, bilgili, bir şeyler uydurmak için hiçbir nedeni olmayan ve sadece gerçekleri anlatmaya çalışan bunca anne-babanın söylediklerinin toptan şarlatanlık ve çatlaklık olduğuna hükmedilmesi. Gerçekten de eşi benzeri olmayan bir durum bu ve halen daha devam etmesini ise hiç aklım almıyor. Tam da 2000 senesi civarıydı, devletin aşılardaki cıvadan dolayı açıkça endişeye kapıldığını hepimiz gördük, ki aşılardan cıvayı çıkartma kararı aldılar. Bugün bakıyorsunuz bundan neredeyse bir 12 sene sonra siz gidip o grip aşısını oluyorsunuz ve belki de hiç başlamayacak bir yığın sorunun kapısını aralıyorsunuz … Zor hakikaten de…

Kathryn:   Öyle. Bir başka nokta – Otizm kesinlikle artıyor. Liseye beraber gittiğim dört arkadaşım var, hala da görüşürüz ve üçümüzün çocuğu spektrumda.

Dan: Vay canına.

Kathryn: Bu bana hakikaten inanılmaz geliyor. Benimki aralarında en küçüğü, fakat cidden bu nasıl mümkün olabilir? Ben çocukken 1.000 kişilik koskoca okulda tek bir otizmli çocuk vardı, ki öyle çok eski bir zamandan da bahsetmiyorum. 20 sene, hadi bilemediniz 15 sene öncesi bu? Ortada dönen bir şeyler var ve neden kimsenin umurunda bile değil ben onu anlamak istiyorum. Hiçkimse aldırmıyor bile.

Dan: Evet, niye buna aldırış eden yok?

Kathryn: Kendi başlarına gelince edecekler, ki bu da yakındır.

Dan: İnsanlar niye aldırış etmiyorlar? Doğru olduğun inanmıyorlar da ondan herhalde. 8 yıl önce doğan her 68 çocuktan 1’inin devletin uyguladığı bir programla ciddi şekilde zarar gördüğüne inansalar silaha sarılırlardı herhalde. İnsanların bu denli ben-merkezci şekilde işi olasılığa bırakıp piyangonun kendilerine vurmayacağına hükmetmeleri, risk alıp ötesini pek düşünmemeleri inanılır şey değil. Bilmiyorum, ben hala inanamıyorum buna.

Kathryn: (Uzun bir sessizlik.) Kelimelerin anlamını yitirdiği, diyecek söz bulamadığım yer burası işte çünkü hiç bilmiyorum. Ben niye daha önce o insandım, bilmiyorum. Bilmiyorum. Yalandan ibaret olduğunu öğrendiğim şeyleri düşündükçe hayretler içerisinde kalıyorum. Okuldaki hizmetlerden yararlanabilmesi için bir de aşılamaya neden devam etmediğimizle ilgili bir feragat belgesi imzalamak zorunda kaldık. Sağlık bakanlığına gitmek zorunda kaldık, inanabiliyor musunuz?

Hayatımda katlanmak zorunda kaldığım en aşağılayıcı şeylerden biriydi bu. Oradaki görevli bayan bana bilimsel araştırmadan hiçbir şey anlamadığımı söyledi, elimize de aşılarla otizmin nasıl da hiç bir ilişkisi olmadığını, Andrew Wakefield’in bir şarlatan olduğunu ve regresif otizmin, hani biz herhangi bir regresyon filan fark ettiysek bile, hani aslında nasıl bize öyle gelmiş olduğunu, aslında regresyon filan olmadığını anlatan bir broşür tutuşturdu.

Dan: Tutup çocuğunuza olduğunu gözlerinizle gördüğünüz bir şey üzerine size bir de ahkam kesip ders vermeleri, çocuğunuza olanların kendi hataları olmadığını söylemeleri akıl alır şey değil. Her şey sizin hatanızdı, bu kadar.

Kathryn: Ve düşünün, ben hepsini kafamda kurdum bunların, bana öyle geldi. Hayal gördük biz.

Dan: Bu yeni gerçeklikle bundan sonraki yaşamınızda ne gibi değişiklikler bekliyor sizi? Kızınızın otizmden tamamen kurtulacağından umutlu musunuz? Kariyerinizde olsun başka şeylerde olsun değişiklikler olacak mı?

Kathryn: Kesinlikle. Bu durum bizim için her şeyi değiştirdi. Organiğe yöneldik ve evimizi toksinlerden arındırmaya başladık. Kızımızı evde okutmaya karar verdik. Aslında şartlar nedeniyle bu karar kendiliğinden oluştu, zira tüm bu devlet okulu sistemi, yapılanması tam içime sinmiyor … sadece aşı dayatmasından dolayı da değil. Her adımında devlet kontrolü ve dataması sözkonusu ve bu da rahatsız edici. Kariyer planım ise kesinlikle değişti. Bir zamanlar CDC’de çalışma hayalim vardı, şimdi ise CDC’den kaçabildiğim kadar uzakta olmak tercihim.

Dan: İki çocuğunuz var, evden mi çalışıyorsunuz, yoksa…

Kathryn: Bölgedeki bir üniversitede iletişim dersleri veriyorum; yarı zamanlı olarak. Eşim Blue Cross, Blue Shield’de çalışıyor, yani tıpla fazlasıyla içiçeyiz hala.

Dan: En azından iyi bir sigortanız var.

Kathryn: İşte bu çok işe yaradı bizim için. Tüm hayatımızı değiştirdi. Oğlum aşısız. Bu hareketin bir savunucusuyum artık, inançlarım konusunda sessiz kalmıyorum, sosyal medyada olsun ya da arkadaş çevremde inançlarımı dillendiriyorum. Arkadaşlarımdan bazılarını kaybetmiş bile olabilirim, bilmiyorum ama insanlar son zamanlarda kendilerini biraz çeker gibi oldular. Ancak bir taraftan da bir sürü insan da bana sorularla geliyor, kaybettiğim kadar kazanıyorum da sanırım.

Dan: Bu şekilde yepyeni bir çevre ediniyorsunuz bakın, hem kendi çocukları hem de diğer herkesin iyiliğine kendini adamış çok daha ilginç insanlar buluyorsunuz. Otizm konusundan dolayı hayatlarında gördükleri belki de en iyi insanlarla tanıştıklarını söyleyen ve diğer bazı kimseler içinse hiç tanışmamış olmayı dileyen insanlar biliyorum.

Kathryn: Evet. Bu bir pozitifi işin. Ve evet, kızımın iyileşeceğinden %100 ümitliyim. Bu inancı taşımalıyım çünkü her yeni güne göğüs germemizi bu sağlıyor.  İyileşeceğine duyduğumuz inanç bize güç veriyor. Başarma ihtimalimiz oldukça yüksek bana kalırsa. İnanılmaz ilerlemeler görüyoruz, ki daha başlayalı birkaç ay oldu.

Dan: Şimdiden büyük aşama kaydetmişsiniz ve bunun için de doğru kişilerle berabersiniz. Erken ergenlik dönemlerinde bile çok büyük kazanımlar elde etmiş, ondan sonrasında da gayet fonksiyonel ve mutlu yaşayan insanlar hakkında yazılarım oldu. Sizin için de böyle olması gayet muhtemel.

Kathryn: İş doğru kombinasyonu bulabilmekte bence, hepsi birbirinden öyle farklı ki çünkü tüm bunlara sebep olan şeyin zamanlamasını bilmiyorsunuz. Çoğumuzun çocuklarımızda çeşitli derecelerde iyileşme sağlayacak bir şeyler bulacağımıza inanıyorum.

Dan: Kesinlikle katılıyorum ve bu harika söyleşi için teşekkür ediyorum.

Kathryn: Dinlediğiniz için ben teşekkür ederim. Bana da iyi geldi bu. Bunları tüm dünyayla paylaşmayı çok isterim.

Dan Olmsted, Age of Autism‘de editördür. İletişim için: [email protected]

ahmet aydınkitap

Author: 4myLilliput

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir