Prof. Dr. Ahmet Aydın’dan Grip Aşısı Yorumu

Prof. Dr. Ahmet Aydın’dan Grip Aşısı Yorumu

Hep aynı hikaye. Sonbahar başladıktan sonra gazeteler ‘gripten dünyada su kadar kişi ölecek şeklinde’ grip ile ilgili haberler ile dolmaya başladı. Tabii aynı gazetelerde grip aşılarının boy boy reklamları da var. Eczanelerin camekanları “Yeni grip aşısı geldi” ilanları ile doldu. İsteyen kişi hekime danışmadan eczaneye giderek aşı olabiliyor. Dostlarımız, akrabalarımız ve hastalarımız her yıl bıkmadan hep aynı soruları soruyorlar. “Grip aşısı olalım mı?”, “Grip aşısının zararı var mı?”, “Grip aşısı Alzheimer hastalığı yapabilir mi?” , “Grip aşısı otizme yol açabilir mi?”, “Grip aşısı kanser yapar mı?”

İsterseniz konuyu sorulu cevaplı bir şekilde irdeleyelim.

Grip asısı soğuk algınlığından ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarından korur mu?

Grip asısı sadece grip mikrobuna etkilidir; soğuk algınlığına ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarına değil.

Grip asısı her grip virüsüne etkili midir?

Grip aşısı sadece influenza virüslerinin yaptığı griplere karşı koruyucu olabilir. Örneğin yapılan aşı kuş gribinden korumaz.

İnfluenza virüsünün A, B ve C tipleri hastalık yapar (daha çok A ve B tipleri). Her tipin birçok suşu (alt tipi) vardır.

Aşılar iki A suşu ve bir B suşu içerir (trivalan = üç değerlikli). Bunlar en çok görülen suşlardır ve bunlardan yapılan aşılar influenza enfeksiyonlarının % 70’inden korur. Diğer suşlarla olan (%30) influenza enfeksiyonlarını etkilemez.

Bir suşa karşı kazanılan bağışıklık diğerleri için geçerli değildir. Ayrıca virüslerin sık sık antijenik mütüasyonlara uğraması (yapı değiştirmesi) nedeni ile kalıcı bir bağışıklık mümkün değildir.

Kimler aşı yaptırmalıdır?

Sağlıklı çocuklara önerilmez. Sık geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları gerçek bir endikasyon değildir; Aşı, maalesef çocuk yuvaları ve kreşlerde yaygın olarak uygulanılmaktadır.

Bazı hekimler kronik hastalıkları (akciğer, böbrek, kalp diyabet vb) olan kişilere her yıl grip aşısı olmalarını önermektedir. Bize göre potansiyel zararları nedeni ile bu kişilere aşı yapmaktan kaçınılmalıdır.

Bağışıklığı baskılayıcı (immünsüpresif) tedavi görenlerde (kanser hastaları vb) grip aşısı yapılabilir. Bize göre aşı yapmanın tek endikasyonu budur. Ama yine de potansiyel tehlikelere karşı uyanık olunmalı, ve mümkün olduğunca aşıdan kaçınılmalıdır.

Bazı hekimler yaşlı kişilere her yıl grip aşısı önermektedir. Bu hekimlerin hastalarına mutlaka aşının içinde alüminyum, cıva gibi ağır metaller olduğunu ve bunların bunamaya yol açabileceğini uyarması gerekir.

Grip aşısı hangi yaşlarda kaç dozda yapılıyor?

Aşı grip mevsiminin(Sonbahar) ilk aylarında (ekim-kasım) yapılır

Aşı 6 aydan küçük bebeklerde yeterli bağışıklık sağlamaz.

6 ay – 3 yaş arası çocuklara: 4-6 hafta ara ile iki kez yarımşar (0.25 mL) doz kas içine yapılır.

4-12 yaş arası 0.5 mL tek doz. İlk kez yapılıyorsa 4-6 hafta sonra ikinci doz yapılır.

Daha sonraki yaşlarda ve büyüklerde: 0.5 mL tek doz yapılır. ikinci doz yapılmaz.

Grip aşısının sağladığı bağışıklıkla, doğal olarak geçirilen gribin sağladığı bağışıklık aynı mıdır?

Grip aşısı solunum yolunu devre dışı bıraktığı için (ağızdan alınmıyor, iğne tarzında kalçadan yapılıyor) bağırsakta mukozal (iç tabaka) bağışıklık sağlamıyor. Doğal olarak geçirilen mikrobik hastalıklar ise mukoza bağışıklığı yapıyorlar. Bu da bağışıklık sistemini güçlendirerek birçok alerjik ve kronik iltihabi hastalıktan sizi koruyor (hijyen teorisi). Her hastalığın aşısını oluyorsanız bu korunmadan yoksun kalıyorsunuz.

Etkisi bu kadar şüpheli olan aşının zararları var mı?

Önce aşının hangi maddeleri içerdiğine bakalım;

  • Etilen glikol: Antifrizde bulunan bir toksindir. Antifriz çocuk gelişimini bozabilir ve kısırlığa ve asidoza neden olabilir.
  • Fenol: Dezenfektan bir boyadır
  • Formaldehit: Kanser yapan bir kimyasaldır
  • Alüminyum: Aşıda antikor cevabini arttırmak için kullanılır. Alzheimer, sara ve kansere neden olabilir.
  • Timerosal (cıva: Tarife gerek var mı?) Beyin hasarı, otizm ve otoimmun hastalıklara yol açabilir. Cıva çıkartıldıktan sonra California’daki otistik çocukların sayısında bariz azalma olmuştur (bak baslenme bülteni). İçinden cıvanın çıkartılmadığı tek aşı grip aşısıdır. Diğer aşılardan farklı olarak grip aşısının her yıl yapılması beyin hasarı riskini artırmaktadır.
  • Neomisin ve Streptomisin: Antibiyotik olarak kullanılır. Bazı insanlarda alerjiye yol acar. Grip aşısı ayrıca yumurta alerjisi olan kişilerde nadir de olsa kurdeşen ve anaflaksi şoku gibi alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
  • Aşı, grip benzeri belirtilere de yol açabilir.

Bu bilgilerden sonra düşünün: Attığınız tas, ürküttüğünüz kurbağaya değiyor mu?

Gripten korunmak için ne yapalım?

Enfeksiyonlardan korunmak için neler yapılmalı?

  • Hijyen kurallarına uyulmalı
  • Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet kullanılmalı
  • Margarin ve sıvı (mısır, soya, ayçiçeği vb) yağların kullanılmaması, bunların yerine hayvani yağların ve zeytin yağının yenilmeli
  • Balık yağı alin
  • Bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırdıkları için bol fermantasyon ürünleri (kefir, turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, bira mayası) tüketilmeli
  • Günde en az 3-5 dakika kültür fizik yapılmalı ve yarım saat yürünmeli
  • Güneşlenilmeli ya da D vitamini alınmalı
  • Erken yatıp erken kalkılmalı
  • Fazla alkol tüketilmemeli

Grip tedavisi için ne yapalım?

  • İstirahat edin
  • Şekerli hiçbir şey yemeyin (alyuvarların mikropları yutmasını engelliyor)
  • Hava güneşli ise güneşlenin ya da günde 10-20 damla D vitamini alın
  • Nane-limon, ıhlamur ve diğer ot çaylarını için (şekersiz!)
  • Aşağıdaki şekilde C vitamini alın;
  • Soğuk algınlığı ya da gribal enfeksiyonun ilk işaretlerinde (boğaz ağrısı, aksırma, ateş, kırgınlık, burun çekme vb) 1-2 gram C vitamini alın. (1 silme çay kasığı askorbik asit 1 gramdır, eczanede satılan tabletler genellikle 0,5 gramdır.
  • Her saat aynı miktarı almaya devam edin. Genellikle birkaç saat içinde semptomlarınız hafifleyecektir.
  • Eğer semptomlarınız hafiflemezse saatlik miktarı 2-4 grama çıkartın. Hafif ishal olmaya başlamışsanız dokularınız doymuş demektir. O zaman bir önceki doza dönebilirsiniz.
  • Bu sırada şekerli bir gıda, antibiyotik, vazokonstriktor (damar büzücü burun damlası, antihistaminik ve dekonjestan alınması ise mevcut hastalığın şiddetini artırır ve süresini uzatır.
  • C vitaminini birden keserseniz hastalık belirtileri tekrarlayabilir. O nedenle tedaviyi azalta azalta sonlandırın. Hastalık genellikle 2-3 gün içinde tedavi olur.

Sağlıcakla kalın

Ahmet Aydın

Kaynaklar

  1. http://chetday.com/noflushots.htm
  2. http://www.mercola.com/2000/nov/26/flu_shots.htm
  3. Geier DA, Geier MR. Early Downward Trends in Neurodevelopmental Disorders Following Removal of Thimerosal-Containing Vaccines. J Amer Phys Surg 2006;11:8-13.
  4. Vallance S. Relationships between Ascorbic Acid and Serum Proteins of the Immune System. British Medical Journal 1977;2:437-438.
  5. Wetal P. The Effect of Ascorbic Acid Supplementation on Some Parameters of Human Immunological Defence System. Int . Vit. & Nut. Research 1977;47:248-56.
  6. Thomas WR, Holt RG. Vitamin C and Immunity: An Assessment of the Evidence.’ Clinical Experimental Immunology 1978; 32:370-379.
  7. Dahl H, Degre M. 1976. The Effect of Ascorbic Acid on Production of Human Interferon and the Antiviral Activity In Vitro. Acta Pathologica et Microbiologica Scandinavica. 84:5, 280-284.
  8. Horrobin DF, Oka M, Manku MS. The Regulation of Prostaglandin E1 Formation: A Candidate for One of the Fundamental Mechanisms Involved in the Actions of Vitamin C. Medical Hypotheses 1979;5:849-858.
  9. Geber WF, Lefkowitz SS, Hung CY. Effect of ascorbic acid, sodium salicylate, and caffeine on interferon level in response to viral infection. Pharmacology 1975;13:228–33.
  10. Hemila H. Vitamin C and the common cold. Br J Nutr 1992;67:3–16.
  11. Pauling L. How to Live Longer and Feel Better. Avon Books, 1986.

 

 

Prof. Dr. Ahmet Aydın’dan Grip Aşısı Yorumu

Prof. Dr. Ahmet Aydın’dan Grip Aşısı Yorumu

Hep aynı hikaye. Sonbahar başladıktan sonra gazeteler ‘gripten dünyada su kadar kişi ölecek şeklinde’ grip ile ilgili haberler ile dolmaya başladı. Tabii aynı gazetelerde grip aşılarının boy boy reklamları da var. Eczanelerin camekanları “Yeni grip aşısı geldi” ilanları ile doldu. İsteyen kişi hekime danışmadan eczaneye giderek aşı olabiliyor. Dostlarımız, akrabalarımız ve hastalarımız her yıl bıkmadan hep aynı soruları soruyorlar. “Grip aşısı olalım mı?”, “Grip aşısının zararı var mı?”, “Grip aşısı Alzheimer hastalığı yapabilir mi?” , “Grip aşısı otizme yol açabilir mi?”, “Grip aşısı kanser yapar mı?”

İsterseniz konuyu sorulu cevaplı bir şekilde irdeleyelim.

Grip asısı soğuk algınlığından ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarından korur mu?

Grip asısı sadece grip mikrobuna etkilidir; soğuk algınlığına ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarına değil.

Grip asısı her grip virüsüne etkili midir?

Grip aşısı sadece influenza virüslerinin yaptığı griplere karşı koruyucu olabilir. Örneğin yapılan aşı kuş gribinden korumaz.

İnfluenza virüsünün A, B ve C tipleri hastalık yapar (daha çok A ve B tipleri). Her tipin birçok suşu (alt tipi) vardır.

Aşılar iki A suşu ve bir B suşu içerir (trivalan = üç değerlikli). Bunlar en çok görülen suşlardır ve bunlardan yapılan aşılar influenza enfeksiyonlarının % 70’inden korur. Diğer suşlarla olan (%30) influenza enfeksiyonlarını etkilemez.

Bir suşa karşı kazanılan bağışıklık diğerleri için geçerli değildir. Ayrıca virüslerin sık sık antijenik mütüasyonlara uğraması (yapı değiştirmesi) nedeni ile kalıcı bir bağışıklık mümkün değildir.

Kimler aşı yaptırmalıdır?

Sağlıklı çocuklara önerilmez. Sık geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları gerçek bir endikasyon değildir; Aşı, maalesef çocuk yuvaları ve kreşlerde yaygın olarak uygulanılmaktadır.

Bazı hekimler kronik hastalıkları (akciğer, böbrek, kalp diyabet vb) olan kişilere her yıl grip aşısı olmalarını önermektedir. Bize göre potansiyel zararları nedeni ile bu kişilere aşı yapmaktan kaçınılmalıdır.

Bağışıklığı baskılayıcı (immünsüpresif) tedavi görenlerde (kanser hastaları vb) grip aşısı yapılabilir. Bize göre aşı yapmanın tek endikasyonu budur. Ama yine de potansiyel tehlikelere karşı uyanık olunmalı, ve mümkün olduğunca aşıdan kaçınılmalıdır.

Bazı hekimler yaşlı kişilere her yıl grip aşısı önermektedir. Bu hekimlerin hastalarına mutlaka aşının içinde alüminyum, cıva gibi ağır metaller olduğunu ve bunların bunamaya yol açabileceğini uyarması gerekir.

Grip aşısı hangi yaşlarda kaç dozda yapılıyor?

Aşı grip mevsiminin(Sonbahar) ilk aylarında (ekim-kasım) yapılır

Aşı 6 aydan küçük bebeklerde yeterli bağışıklık sağlamaz.

6 ay – 3 yaş arası çocuklara: 4-6 hafta ara ile iki kez yarımşar (0.25 mL) doz kas içine yapılır.

4-12 yaş arası 0.5 mL tek doz. İlk kez yapılıyorsa 4-6 hafta sonra ikinci doz yapılır.

Daha sonraki yaşlarda ve büyüklerde: 0.5 mL tek doz yapılır. ikinci doz yapılmaz.

Grip aşısının sağladığı bağışıklıkla, doğal olarak geçirilen gribin sağladığı bağışıklık aynı mıdır?

Grip aşısı solunum yolunu devre dışı bıraktığı için (ağızdan alınmıyor, iğne tarzında kalçadan yapılıyor) bağırsakta mukozal (iç tabaka) bağışıklık sağlamıyor. Doğal olarak geçirilen mikrobik hastalıklar ise mukoza bağışıklığı yapıyorlar. Bu da bağışıklık sistemini güçlendirerek birçok alerjik ve kronik iltihabi hastalıktan sizi koruyor (hijyen teorisi). Her hastalığın aşısını oluyorsanız bu korunmadan yoksun kalıyorsunuz.

Etkisi bu kadar şüpheli olan aşının zararları var mı?

Önce aşının hangi maddeleri içerdiğine bakalım;

  • Etilen glikol: Antifrizde bulunan bir toksindir. Antifriz çocuk gelişimini bozabilir ve kısırlığa ve asidoza neden olabilir.
  • Fenol: Dezenfektan bir boyadır
  • Formaldehit: Kanser yapan bir kimyasaldır
  • Alüminyum: Aşıda antikor cevabini arttırmak için kullanılır. Alzheimer, sara ve kansere neden olabilir.
  • Timerosal (cıva: Tarife gerek var mı?) Beyin hasarı, otizm ve otoimmun hastalıklara yol açabilir. Cıva çıkartıldıktan sonra California’daki otistik çocukların sayısında bariz azalma olmuştur (bak baslenme bülteni). İçinden cıvanın çıkartılmadığı tek aşı grip aşısıdır. Diğer aşılardan farklı olarak grip aşısının her yıl yapılması beyin hasarı riskini artırmaktadır.
  • Neomisin ve Streptomisin: Antibiyotik olarak kullanılır. Bazı insanlarda alerjiye yol acar. Grip aşısı ayrıca yumurta alerjisi olan kişilerde nadir de olsa kurdeşen ve anaflaksi şoku gibi alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
  • Aşı, grip benzeri belirtilere de yol açabilir.

Bu bilgilerden sonra düşünün: Attığınız tas, ürküttüğünüz kurbağaya değiyor mu?

Gripten korunmak için ne yapalım?

Enfeksiyonlardan korunmak için neler yapılmalı?

  • Hijyen kurallarına uyulmalı
  • Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet kullanılmalı
  • Margarin ve sıvı (mısır, soya, ayçiçeği vb) yağların kullanılmaması, bunların yerine hayvani yağların ve zeytin yağının yenilmeli
  • Balık yağı alin
  • Bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırdıkları için bol fermantasyon ürünleri (kefir, turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, bira mayası) tüketilmeli
  • Günde en az 3-5 dakika kültür fizik yapılmalı ve yarım saat yürünmeli
  • Güneşlenilmeli ya da D vitamini alınmalı
  • Erken yatıp erken kalkılmalı
  • Fazla alkol tüketilmemeli

Grip tedavisi için ne yapalım?

  • İstirahat edin
  • Şekerli hiçbir şey yemeyin (alyuvarların mikropları yutmasını engelliyor)
  • Hava güneşli ise güneşlenin ya da günde 10-20 damla D vitamini alın
  • Nane-limon, ıhlamur ve diğer ot çaylarını için (şekersiz!)
  • Aşağıdaki şekilde C vitamini alın;
  • Soğuk algınlığı ya da gribal enfeksiyonun ilk işaretlerinde (boğaz ağrısı, aksırma, ateş, kırgınlık, burun çekme vb) 1-2 gram C vitamini alın. (1 silme çay kasığı askorbik asit 1 gramdır, eczanede satılan tabletler genellikle 0,5 gramdır.
  • Her saat aynı miktarı almaya devam edin. Genellikle birkaç saat içinde semptomlarınız hafifleyecektir.
  • Eğer semptomlarınız hafiflemezse saatlik miktarı 2-4 grama çıkartın. Hafif ishal olmaya başlamışsanız dokularınız doymuş demektir. O zaman bir önceki doza dönebilirsiniz.
  • Bu sırada şekerli bir gıda, antibiyotik, vazokonstriktor (damar büzücü burun damlası, antihistaminik ve dekonjestan alınması ise mevcut hastalığın şiddetini artırır ve süresini uzatır.
  • C vitaminini birden keserseniz hastalık belirtileri tekrarlayabilir. O nedenle tedaviyi azalta azalta sonlandırın. Hastalık genellikle 2-3 gün içinde tedavi olur.

Sağlıcakla kalın

Ahmet Aydın

Kaynaklar

  1. http://chetday.com/noflushots.htm
  2. http://www.mercola.com/2000/nov/26/flu_shots.htm
  3. Geier DA, Geier MR. Early Downward Trends in Neurodevelopmental Disorders Following Removal of Thimerosal-Containing Vaccines. J Amer Phys Surg 2006;11:8-13.
  4. Vallance S. Relationships between Ascorbic Acid and Serum Proteins of the Immune System. British Medical Journal 1977;2:437-438.
  5. Wetal P. The Effect of Ascorbic Acid Supplementation on Some Parameters of Human Immunological Defence System. Int . Vit. & Nut. Research 1977;47:248-56.
  6. Thomas WR, Holt RG. Vitamin C and Immunity: An Assessment of the Evidence.’ Clinical Experimental Immunology 1978; 32:370-379.
  7. Dahl H, Degre M. 1976. The Effect of Ascorbic Acid on Production of Human Interferon and the Antiviral Activity In Vitro. Acta Pathologica et Microbiologica Scandinavica. 84:5, 280-284.
  8. Horrobin DF, Oka M, Manku MS. The Regulation of Prostaglandin E1 Formation: A Candidate for One of the Fundamental Mechanisms Involved in the Actions of Vitamin C. Medical Hypotheses 1979;5:849-858.
  9. Geber WF, Lefkowitz SS, Hung CY. Effect of ascorbic acid, sodium salicylate, and caffeine on interferon level in response to viral infection. Pharmacology 1975;13:228–33.
  10. Hemila H. Vitamin C and the common cold. Br J Nutr 1992;67:3–16.
  11. Pauling L. How to Live Longer and Feel Better. Avon Books, 1986.

 

 

DeStefano’nun aşı-otizm çalışmasına eleştiri yağmuru

DeStefano’nun aşı-otizm çalışmasına eleştiri yağmuru

From Dr Bob Sears!<br /><br /><br /><br />In case anyone wants a different interpretation of the CDC's press release today that they once again proved that vaccines don't cause autism, here is Dr. Bob Sears:</p><br /><br /><br /><p>"Another waste of money in another attempt to pretend to do research on vaccines and autism. Here’s what the researchers did: They looked at the HMO medical records of 256 kids with autism and 752 kids without autism and counted up the total number of antigens in the vaccines they received as children. They found no difference, and concluded that this provides evidence that the number of vaccines given to a child does not increase the risk of autism.<br /><br /><br /><br />I pretty much only have one major criticism of this study. You would probably find the exact same results no matter what group of kids you studied. Pretty much all children in any given span of years receive the exact same number of shot antigens. (By the way, an antigen is simply a protein or sugar germ-related ingredient in a vaccine – some vaccines only have a few, some have many.) Virtually all kids WITH autism have had the same shots as kids WITHOUT autism. So, why would it even be useful to study this? You’ll get the same results every time, whether you study 1000 kids or 100,000 kids. They all get the same shots on the same schedule. They would have gotten the same results if they’d studies asthma, cancer, or any other chronic problem. All this study proved is that all the kids in that HMO got about the same vaccines over that 5 year time period. This doesn’t give us any useful data on how vaccines would have or would not have influenced the rate of autism.<br /><br /><br /><br />Now, if I were to do a study (and have several million bucks to fund it), here’s how I would look at the question of whether or not an increased number of vaccines relates to an increased risk of autism: I would take a bunch of kids who had all the vaccines on the regular schedule and look at the rate of autism in that group. We know that it’s about 1 in 50 kids. Then I’d...

 

CDC’nin ‘Good Friday’ günü herkes tatildeyken ortaya çıkarmayı tercih ettiği, aşılarla otizm arasında bağlantı olmadığını gösterdiğini iddiasındaki ‘yeni’ çalışmaya çeşitli doktor ve bilimadamlarından eleştiri gelmeye devam ediyor. Bu çalışmada eski verilerin kullanıldığı yetmiyormuş gibi kontrol grupları da uygun kriterlere göre seçilmemiş ve anlamsız birtakım veri noktalarını “çalışmış”lar. CDC bir yandan aşıların güvenliğini kontrol etmekle sorumlu kurumken diğer yandan da kurumsal amacının kendi ifadeleriyle aşı kapsayıcılığını en az %90’lara çekmek olduğunu görüyoruz. Bunun muazzam bir çıkar çatışması yarattığı ve CDC tarafından yaptırılan hertürlü “bilimsel çalışma”nın sorgulanması gerektiği açık.

Araştırmacı bilimadamı Dr.Brian Hooker’ın, geçtiğimiz günlerde Journal of Pediatrics‘te de yer bulan eleştirisine geçmeden önce, kendisinin bu çalışma hakkında, 26 yıllık kariyerinde gördüğü en kusurlu çalışma olduğu yönündeki ifadesi öne çıkıyor. Eleştirisinin bütününü buradan görebilirsiniz.

Bu çalışmayı eleştirenlerden bir diğeri de pediyatr Dr. Bob Sears. Kendisinin çalışma yayımlandıktan hemen bir iki gün sonra yaptığı yorumun Türkçeleştirilmiş halini Aşı Hakkında blogundan takip edebilirsiniz.

GÜNCELLEME:

CDC’den 1 Nisan Şakası: Otizm ve Aşılar Arasında Bağlantı Yok!

Dr. Mayer Eisenstein’ın, CDC’nin 29 Mart 2013 tarihinde Journal of Pediatrics’te yayımlattığı otizm-aşılar arasında yine bağlantı bulamayan çalışmaya ithafen hazırladığı videonun mesajı şöyle:

“Bu çalışma 1 Nısan’a özel hazırlanmış olmalı, çünkü şaka gibi. Bakın Journal of Pediatrics’te çalışma için ne deniliyor:

“Bir çalışma daha otizm ve aşılar arasında bağlantı göremedi. ABD hükümetinin bu yeni çalışması, aşı sayısı arrtıkça otizm riskinin yükseleceğine dair bir kanıt bulamadı. Araştırmacılar 0-2 yaş döneminde alınan aşılar ile otizm arasında hiçbir ilişki bulamadı. Çalışmaya alınan otizmli çocuklar ile normal çocuklar toplamda aynı miktarda aşı antijenine maruz kalmıştı.”

Bu ne saçmasapan bir çalışmadır böyle?! Bununla ilgili en güzel yorum da Philedelphia gazetesinde yer alan habere yapılan yorumlardan birinden geliyor:

“Hadi canım sen de! Yanlış okumuyorum değil mi? Otizmli ve otizmsiz çocuklar aynı sayıda antijen almışlar! Bu şunu demek gibi oluyor; ben mahalledeki şu diğer adamla aynı miktarda sigara içtim, o kanser oldu ben olmadım, o zaman sigara kansere yol açmıyor demektir. Eh, sonuçta kanser olanla olmayan aynı miktarda duman almadı mı?”

Bakın, gerçek çalışma aşılanmamış çocuklarla yapılır ve 40 yıllık meslek hayatımda elimden 50.000’in üzerinde aşısız çocuk geçti Allah’a şükür. Ve aralarında neredeyse tek bir otizmli yok! Bir tane bile! Bunu tam 10 yıldır söylüyorum; şu ana kadar kimse de bana gelip ‘çocuğum aşısız ve otizmli’ demiş değil. Otizm mi sadece? Otizm, ADD, ADHD, fıstık alerjisi.. Tüm bunlar bir şekilde aşılarla bağlantılıdır.

Yapılması gereken ne biliyor musunuz? Araştırmadan aşılatmayacaksın! Zaten araştırıldığı takdirde çok büyük olasılıkla aşı da yaptırılmayacaktır.”

 

Dr. Eisenstein, evde doğum, aşıda seçim hakkı ve minimal ilaç kullanımı prensibiyle yıllardır çok sayıda aşısız çocuk ve ailelerine sağlık hizmeti vermekte olan ‘Homefirst Health Services’ adlı sağlık kuruluşunun başkanıdır.

 

 

 

 

irtikâp Şebekesi

irtikâp Şebekesi

AMERİKAN HASTALIK KONTROL VE ÖNLEME MERKEZİ (The CENTER FOR DISEASE CONTROL (CDC), DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ (DSÖ) ve BIGPHARMA

Ne yazık ki tıpçıların genel popülasyonu aşı olmaya teşvikini sağlamak ilaç endüstirisi için oldukça kazançlı bir iş. İlaç firmaları birer sermaye şirketidir ve “önce zarar verme”mek [first do no harm] gibi bir vazifeleri de yoktur. Tek vazifeleri para kazanmak ve şirkete karşı açılabilecek herhangi bir davada hukuki mesuliyeti “en aza indirgeme”ye çalışmaktır. Halkın bunu aklından çıkarmamasında fayda var, zira ne doktoru ne de herhangi bir halk sağlığı yetkilisinden kendisine bu gerçekle ilgili hatırlatma yapılması oldukça düşük ihtimal.

Devlet ve/veya tıp endüstrisinde başlıca irtikap belirtileri şunlar:

  1. Dolandırıcılık, sahtekarlık, hile ve/veya yanlış beyan

  2. Çıkar çatışması

  3. Rüşvet

  4. Şeffaflık olmaması (gizleme/saklama veya aldatma)

  5. Manipüle edilmiş (veya çıkartılmış) bilimsel çalışmalar

  6. Kurumsal ana akım medya(!!) vasıtasıyla propaganda (gerçeği gizlemek amacıyla esasları çarpıtma, ‘spinning’)

CDC’nin aşılarla ilgili örtbas çalışmasındaki baş aktör, 2 miyon doları iç ederek kayıplara karıştı 

Robert Kennedy Jr, Huffington Post, 11 Mart 2010 

CDC’nin aşılar ve otizm ile diğer nörolojik bozukluklar arasında ilişki olmadığına dair iddialarının ardındaki kilit isimlerden biri, halkın ödediği vergi paralarından oluşturulan bütçede milyonlarca dolarlık muazzam dolandırıcılık yetkililerce açığa çıkartıldıktan hemen sonra ortadan kayboldu. Sözümona bilimsel araştırmasına harcadığı yaklaşık 2 milyon dolarla kayıplara karışan Dr. Paul Thorsen hakkında Danimarka polisi tarafından da tahkikat açıldı.

Thorsen, CDC’nin KKK (kızamık-kabakulak-kızamıkçık) aşısı ile cıva ihtiva eden aşıların çocuklar için güvenli olduğu yönündeki iddialarını destekler yönde sonuç bildiren birkaç önemli çalışmaya imza atmış Danimarkalı bir araştırmacı grubunun en önemli üyelerinden biriydi.

Makalenin tümünü görmek için bkz.: http://www.huffingtonpost.com/robert-f-kennedy-jr/central-figure-in-cdcvac_b_494303.html?view=print


Pharma Basını AB Konseyi’nin H1N1 [domuz gribi] Aşı Sahtekarlığı Hakkındaki Gizli Soruşturmasını Baltalamaya Çalşıyor 

Sherri Kane, 23 Ocak 2010, Rense.com

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (PACE), gelecek hafta BigPharma’nın Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün global H1N1 grip kampanyasındaki bariz manipülasyonu ile ilgili gizli bir duruşma yapacak. Planlanan PACE duruşması, 47 ülkeyi temsilen Avrupa Konseyi sağlık birimi başkanlığı görevini yürüten Dr. Wolfgang Wodarg tarafından gündeme getirilmişti. Bu soruşturma ilaç kartelinin bir “yanıltma harekatı”ndan [“false flag”] başka bir şey olmayan ‘pandemi’/’salgın’ı ve Dünya Sağlık Örgütünün “hızlandırılmış onay süreci” [“fast tracking] ile ruhsatlandırılmış, yeterince test edilmemiş ve bugün yarardan çok zarar vermekte olan domuz gribi aşılarını ısrarla promosyonunu inceleyecek.

Haberin tümünü görmek için bkz.: http://www.rense.com/general89/pharm.htm


Domuz gribi pandemi uyarısının arkasında, araştırma çalışmalarına yatırdıkları milyarlaca pound’u telafi etmek isteyen ilaç firmaları var

MailOnline, 18 Ocak 2010

İlaç firmalarının domuz gribi salgınından kazanç elde edebilmek için Dünya Sağlık Örgütü’nü manipüle ederek ‘pandemi’ (salgın) tanımını değiştirttiği iddia ediliyor. Eleştiriyi yöneltenler bu kararın arkasında, 2006 ve 2007’deki kuş gribi paniğinden sonra pandemi aşılarını araştırma ve geliştirmeye yatırdıkları milyarlarca pound’u telafi edebilmek için çırpınan ilaç firmaları olduğunu belirtiyor.

Yazının tümünü görmek için bkz.: http://www.dailymail.co.uk/news/article-1246370/Drug-firms-drove-swineflu-pandemic-warning-recoupbillions-spent-research.html


Doktorlar TıpMedyası Tekeli ile Zehirleniyor

Dr. Len Horowitz, Rense.com

16 Ocak 2010

Aşı endüstirisindeki yolsuzluklar ve dünya çapında devletlerin, alışılmışın dışında hafif geçen “2009 domuz gribi pandemisi” yüzünden riskli H1N1 (domuz gribi) aşıları ile pahalı ilaçları ihtiyacın üzerinde stoklayarak ellerinde kalmasına neden olan medya korkutmacalarını soruşturan Avrupa Konseyi yetkililerinin Medical Veritas dergisinde bakmaları gereken çok önemli bir ‘online Özel Rapor’ var.

Saygın dergilerden The Lancet ve diğer Reed-Elsevier süreli yayınlarını büyük çıkar ilişkilerine sahip olmakla suçlayan yazarlara göre tıpta sağlık bilimleri yayınları üzerinden ikna yoluyla büyük çaplı yolsuzluklar yapılıyor.

Metnin tamamı için bkz:http://rense.com/general89/hor.htm


‘Pandemi’ye karşı savaşan uzmanların yarıdan fazlasının ilaç firmaları ile bağlantısı var

Fiona Macrae ve Sophie Borland,

MailOnline

14 Ocak 2010

Devlete danışmanlık yapmakta olan domuz gribi görevgücünü oluşturan bilimadamlarının yarısından fazlası ilaç firmaları ile bağlantılı.

Bunlardan birçoğu, pandemiden en fazla menfaati sağlayacak olan Glaxo-SmithKline ile ilişkisini deklare etmiş durumda.

Yazının tümünü görmek için bkz:

http://www.dailymail.co.uk/news/article-1243034/Swine-flu-taskforces-links-vaccine-giant-More-half-experts-fighting-pandemic-ties-drug-firms.html


Görülen o ki DSÖ Bilimadamları Arasında Yolsuzluk Skandalları Endemik Boyutta

William Engdahl, Rense.com

1-11-10

Bundan birkaç sene önce Asya kıtasında başgösteren SARS salgını ile Kuş Gribi’nin ardından DSÖ’nün aşı kararlarında en etkili isim hiç kuşkusuz Hollandalı Prof. Albert Osterhaus’tu. “Bay Grip” olarak da bilinen Osterhaus, kısa bir süre önce Hollanda Parlamentosu’nun kendisinin ilaç firmaları ile bağlantılarını soruşturmaya zorlanmasının ardından pırıltısını kaybetti.

Osterhaus sadece Pharma Mafyası diye tabir edilen uluslararası şebekenin bağlantı noktası olmakla kalmıyor, kendisi aynı zamanda DSÖ’nün influenza [grip] konusundaki BAŞ danışmanı ve ayrıca görevi itibariyle de milyarlarca Euro’luk gelir getirmesi beklenen H1N1 aşılarından da kişisel kazanç sağlayacak bir konumda.

Makalenin devamı için bkz.:http://rense.com/general89/2o.htm


İlaç Firmaları Yaratılan Domuz Gribi Paniği ile Kasalarını Doldurdu

Fiona McCrae, MailOnline

1-11-10

Dr Wodarg şunları söylüyor: ‘Gribe karşı kullanılacak patentli ilaç ve aşılarını satabilmek için ilaç şirketleri, devletlerin toplum sağlığı ile ilgili standartları belirleyecek resmi sağlık kuruluşları ve bilimadamlarını etkileyerek dünya çapında tüm hükümetlerin alarma geçmesini sağlamıştır.”

İlaç firmaları böylelikle milyonlarca sağlıklı insanı yeterince test edilmemiş aşılarının bilinmeyen yan etkilerine maruz bırakarak yok yere sağlıklarını tehlikeye atmıştır.”

Makalenin devamı için bkz.:

http://www.dailymail.co.uk/news/article-1242147/The-false-pandemic-Drug-firms-cashed-scare-swine-flu-claims-Euro-health-chief.html


CDC’nin Eski Başkanı, Merck’te Aşı Birimi’nin Başına Geçiyor

Mike Adams, NaturalNews.com

12-22-09

İlaç endüstrisinin, şirket ve hükümet kurumları ile sıksık karşılıklı yönetici ve değerli çalışan değiştokuşunda bulunmasına yarayan dev “dönerkapı”sını hepimiz biliyoruz.

İşte bu gerçek bugün, CDC’nin 2002 – 2009 yılları arasında başkanlığını yapmış Dr. Julie Gerberding’in, dünyanın en büyük ilaç firmalarından biri olan Merck’te üst düzey yöneticilik konumuna getirilmesiyle tam manasını bulmuş oldu. Oradaki görevi ne mi? Kendisi aşı departmanının başkanı artık.

Yazının bütününü görmek için bkz: http://www.naturalnews.com/027789_Dr_Julie_Gerberding_Merck.html


Rapora göre, Aşı Danışma Kurulları Üyelerinin Birçoğunun Çıkar İlişkileri Bulunuyor

 Gardner Harris, New York Times

18 Aralık 2010

Yetkililerin Perşembe günü yaptıkları açıklamada hazırlanan yeni bir rapora göre, CDC’nin bugüne kadar ajansı aşı güvenliği konusunda bilgilendirmek üzere göreva aldığı tıp uzmanlarının çıkar çatışması oluşturacak mali ilişkilerini denetlemede sınıfta kaldığı bildirildi.

Rapora göre 2007’de grip ve rahim ağzı kanseri aşılarını değerlendirmek üzere danışma kurullarında görev almış uzmanların büyük bölümünün açıklığa kavuşturulmamış potansiyel menfaat çatışması içinde bulunduğu belirtiliyor. Hatta bu uzmanlardan bazıları yasal olarak bu değerlendirmeleri yapmaktan men edilmiş [hukuken engelli] olsalar dahi yine de danışmanlık hizmetinde bulunmuşlar.

Metnin tamamı için bkz:

http://www.nytimes.com/2009/12/18/health/policy/18cdc.html?_r=3


Federal devlet kurumları Amerikalıları aldatmaya devam ediyor

Richard Gale ve Dr. Gary Null,

GlobalResearch.CA

11-13-09

Devletin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ve Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda (HHS) çalışan sağlık görevlileri için, aşılar ‘güvenlidir’ şeklinde vaftiz edilmiştir ve tartışma kapanmıştır.

Ancak bu görüşü teste tabi tuttuğunuzda, bilimsel literatürü titizlikle incelediğinizde Federal sağlık kurumlarının neredeyse tüm varsayımlarının yanlış olduğu görülüyor.

Dahası, CDC, FDA ve HHS’in ellerindeki tüm kaynaklara rağmen, kendi taraflı aşı politikalarını yalanlayan bunca klinik kanıtı değerlendirmeye almayı reddetmeleri hayret vericidir. Bilimsel literatürü iki seviyede değerlendirdik. İlkinde görülen, aşılanma ve Otizm Spektrum Bozuklukları (ASD) arasında doğrudan bir bağlantı olduğu. Bu kanıtlar, aşılar ve otizm bağlantısını araştırmak için 3 yıl boyunca Kongre tarafından yürütülen duruşmalardaki yeminli ifadelere dayanıyor ve buradan çıkan sonuç şu ki, çok açık bir şekilde Federal sağlık görevlileri, aşılar ve oluşturduğu nörolojik hasarlar arasındaki bağlantıyı örtbas etme girişiminde suça bizzat iştirak etmişlerdir.

Makalenin tamamı için bkz.:

http://www.globalresearch.ca/vaccination-federal-health-agencies-continue-to-deceive-americans/16061


CDC Artık Suçunu İtiraf Etmeli

Robert Kennedy, Jr, Huffington Post

1 Mart 2006

Bilgiye Erişim Özgürlüğü Yasası’ altında yeni ele geçen yazışmalar, kafalarda CDC’nin Thimerosal skandalındaki rolüyle ilgili endişe verici yeni soruların oluşmasına yol açtı. Thimerosal, 1989’dan sonra doğan Amerikalı çocuklarda otizm de dahil olmak üzere çeşirli nörolojik bozuklukların salgın boyutuna ulaşmasına neden olan cıva bazlı bir aşı koruyucusudur.

Tehlikeli seviyedeki cıva ve bir dizi sağlık sorunu arasındaki bağlantıyı gösteren bilimsel çalışmaların sunulmasının ardından CDC, 1999 temmuzunda ülkenin aşı üreticilerinin “mümkün olan en kısa zamanda” Thimerosal koruyucusunu aşılardan çıkarmasını tavsiye etti.

Yazının tümünü görmek için bkz:

http://www.huffingtonpost.com/robert-f-kennedy-jr/time-for-cdc-to-come-clea_b_16550.html

KAYNAK: NETWORK OF CORRUPTION: the CENTER FOR DISEASE CONTROL, the WORLD HEALTH ORG and BIGPHARMA

BYBO/Bebek Yapım Bakım Onarım Yazarına Cevap

BYBO/Bebek Yapım Bakım Onarım Yazarına Cevap

Otizmin Bebeklik Dönemi Aşılarla İlişkisi Var Mı? başlıklı yazısında daha önce burada detayları ile ele aldığımız, CDC’nin otizm-aşı bağlantısını inkar yolunda en son ürettiği “bilimsel çalışma”yı tamamen yanlış yorumlayarak kendi kendine “aşılarla otizm arasında hiçbir ilişki yok” sonucu çıkaran Eren Kaya’nın, herhalde konu ettiği çalışmayı okumadığı ve hatta yazısına kopyaladığı sonuç bölümünü bile yanlış yorumlamasına bakılacak olursa okusaydı da pek anlamayacağı için sansürlediği yorumumdur.

“Bilim ve akıl dahilinde tartışma yapmak yerine ad hominem saldırılarda bulunmak da herhalde bilimsel araştırmaları değerlendirme beceresinden yoksunluğa dalalet.

 

Ya da oldukça enteresan bir nick altında (“melamine”) danışıklı dövüş becerileri sergilemek de keza .. düşmanımın düşmanı dostumdur ilkesinden hareketle eskiden uzatılmış ancak havada kalmış ellerin şimdi buluştuğunu görmek pek sevindirici.

 

Sayın Kaya 31 mart itibariyle Dr. Sears’ın bu çalışma ile ilgili yorumunu eklemiş, ki yazısının başında iddia edilen savı tamamen yalanlayan bir yorumdur ve benim yorumumla da örtüşmektedir. Aşı karşıtı olmakla veya bilimden anlamamakla itham edilemeyecek bir doktorun görüşleri benim için isimsiz yorumcuların karalamalarından çok daha geçerlidir.

 

Bir yanlışı daha düzeltelim: aşı profilaktik bir ilaçtır! Amerikan yüce mahkemesi tarafından da “unavoidably unsafe” ilan edilmiştir. Bu durumda, “Türkiye’de [ve dünyada] bebeklere haddinden fazla ve gereksiz yere ilaç[/aşı] veriliyor oluşu”na itiraz eden ve sorgulayan ebeveynlerin, otizmde nedeni açıklanamayan(!) artıştaki endişeleri gayet akla yatkın ve haklıdır.

 

Çocuğunun veya kendisinin sağlığıyla ilgili alınacak hertürlü karar her zaman kişinin ve ailenin aydınlatılmış rızasına bağlıdır. Hekimler sağlık konusunda sadece birer danışmandır, kimsenin vücut bütünlüğüyle ilgili tek başına karar alma ve uygulama yetkisine sahip değildir.

 

Atıfta bulunulan ‘Autism Speaks’, CDC ve endüstri yanlısı duruşu ile Amerika’da diğer tüm otizm örgütlerinin cephe aldığı bir örgüttür. Phizer başta olmak üzere diğer pekçok ilaç/aşı firmasıyla sayıları milyonları bulan otizmli çocuklar için neden bulmaya değil, ilaç geliştirmeye adamışlardır kendilerini.

 

http://www.pfizer.com/news/featured_stories/featured_stories_autism_collaboration.jsp

http://vactruth.com/2011/06/17/83-reasons-to-question-autism-speaks-for-hiring-big-pharma-scientist/

 

Otizm ve aşı konusu kimsenin oyun alanı değildir, yüzeysel bilgilerle de geçiştirilemez. Umuyorum okurlar kim olduğu belli olmayan yorumcuların dezenformasyonu yerine kendileri bizzat çok yönlü araştırma yaparlar.

 

Bu çalışmanın bir diğer değerlendirmesi için: https://lilliputian.me/2013/03/cdc-allah-sizi-inandirsin-asilarla-otizm-arasinda-iliski-yok-olsa-soylemez-miyiz/

 

Asena Devlet “


Prof. Dr. Ahmet Aydın’dan Grip Aşısı Yorumu

CDC’nin Grip Aşısı ile İlgili Kuyruklu Yalanlar Serisi

Facebook’ta şu yazı üzerinden grip aşılarının etkinliği üzerine yapmış olduğum paylaşımı da bilgilendirme maksadıyla buraya ekliyorum.

 

Amerikan CDC kurumu bu sezon [2012/2013] grip aşısının “koruyucu” etkinliğini %60 olarak açıklamış.
“Lancet” dergisinde yayımlanan bir meta-analizde ise bu rakam masaya yatırılmış. Gerçek rakamın aslında %1.5 olduğu ortaya çıkmış.

CDC’nin kasıtlı istatistik çarpıtma alışkanlığı olduğu zaten biliniyor ama gerçek oran açıklandığı takdirde sizce kaç kişi gidip grip aşısını olurdu? Grip aşısını diğer aşılardan farklı olarak 6 aylık bebekten 65 yaş ve üstündeki herkese, yani tam manasıyla beşikten mezara kadar bir yelpazede her sene verdiklerini düşünürseniz endüstri için ne kadar karlı olduğunu ve bu yüzden DSÖ’nün (dünya sağlık örgütü) “salgın” tanımını değiştirecek kadar da kıymetli olduğunu anlarsınız.

Olay şu, her sene 100 kişiden yalnızca ortalama 2.7‘si grip geçiriyor. 100 kişiyi aşıladınız, yetişkinler arasında grip kapanları %60 azalttınız. O zaman 100 kişide 2.7 yerine 1.2‘si gribe yakalanacak. Yani siz bu durumda 1.5 kişiyi gripten korumak için 100 kişiyi aşılamış oldunuz.

Yine CDC’nin sitesine bakarsanız, aşılanan 100 kişinin %30‘unda aşıya karşı reaksiyon oluştuğunu ve bunların %6‘sının da yaşam değiştirecek ağır reaksiyonlar (Guillain-Barré Sendromu’nu (GBS) bir araştırın derim) olduğunu görürsünüz. Bu durumda aşının yarardan çok zarar getirdiği aşikar değil midir?

Bu yetişkin grubu için geçerli oranlar. Bir de Cochrane Review‘un yıllardır grip insidansı ve aşının etkinliği ile ilgili yaptığı ‘review’lar var ki, bunlarda senelerdir 2 yaş altında çocuklarda ve 65 yaş üstü yaşlılarda grip aşısının plasebodan farklı olmadığı ortaya çıkıyor. İki yaş grubunda da immün sistem verili bir virüse karşı full-force savunma geliştirecek güçte değil de ondan, değil ki grip aşısının inaktive edimiş virüsüne karşı tepki oluştursun. (Nazal grip aşılarında ise zayıflatılmış canlı virüs kullanılıyor).

Metinde kaynak olarak kullanılan CDC’nin bilgilerinde grip aşısı gribe yol açmaz ama “gribe-benzer” belirtilere yol açabilir demiş. Nasıl bir mekanizma işliyor acaba?

Bakın, resmi görevi halk sağlığı adına aşı kapsayıcılığını %100’e çekmek olan ve endüstri ile “revolving door policy” denilen bir çalışan/yönetici alışverişi olan CDC’nin çarpıtılmış istatistiklerine güvenmek yerine incelemeniz gereken “bağımsız” yayın şu: Vaccines for preventing influenza in healthy adults

Şimdi bu çalışmadaki verileri çözümlemeye çalışalım:

”The corresponding figures for poor vaccine matching were 2% and 1% (RD 1, 95% CI 0% to 3%)”

Anlamı: Aşılarda kullanılan virüs suşu ile gerçekte dolaşımda olan virüs suşu birbirini tutmuyor.

Neden biliyor musunuz? Çünkü aşıda hep bir önceki senenin viral suşları kullanılıyor da ondan. Bir aşının ne kadar sürede üretilebildiğini, hangi aşamalardan geçtiğini bilmek gerekiyor. Her sonbahar dolaşımdaki virüsü yakaladılar ve pat 2 haftada size aşısını geliştirdiler diye bir şey yok. O virüslerin aylarca yumurtada kültürlenmesi, onlarca kez pasajlanması gerekiyor. Bu arada yumurta alerjisi olanların grip aşısını olmaması gerekiyor (kontraendikasyon); anafilaktik şok riski var.
Bir diğer deyişle mevcut koşullarda 1 kişi grip geçirmesin diye 100 kişiyi aşılamış olduk. 100 kişinin 99’unda aşı ha var ha yok, hiç farkettirmiyor bile.

En iyi halde, diyelim doğada dolaşan virüsle örtüştü o seneki aşının suşu, ki Cochrane Review araştırmacılarına göre bu gerçekten “nadir” görülen bir durum, o zaman da sonuç şu:

– “4% of unvaccinated people versus 1% of vaccinated people developed influenza symptoms (risk difference (RD) 3%, 95% confidence interval (CI) 2% to 5%).”

Anlamı: (nadir de olsa) doğadakiyle aynı suşa sahip aşı her 100 kişiden 3’ünde enfeksiyonu önlemiş. Yani, aşıyı olanların %97′si aşıdan bir fayda görmemiş.

 

Doğalıyla örtüşen virüse sahip aşıyla ilgili araştırmacıların diğer bulguları şunlar:

– “Aşılamanın hastane yatışı veya komplikasyon oranlarında herhangi bir etkisi olmamıştır.”

– “Aşının hastaneye yatan kişi sayısı veya oluşan iş günü kaybında herhangi bir etkisi olmamamıştır.”

– “The review showed that reliable evidence on influenza vaccines is thin but there is evidence of widespread manipulation of conclusions…”

Anlamı: %60′ı bizzat aşı üreticileri tarafından yaptırılan etkinlik ve güvenlik çalışmalarına baktık, bu durumda grip aşıları hakkında güvenilir kanıt bulmak zor ve çalışma sonuçlarında manipülasyon yaygın!

“There is no evidence that influenza vaccines affect complications, such as pneumonia, or transmission.”

“Grip aşılarının zatürre veya bulaş gibi komplikasyonları önlediği ya da etkilediğine dair hiçbir kanıt yok.”

Buraya kadar gördük ki grip aşıları hastalığın bulaşmasını engellemiyor. İyi de salgın(!) durumlarında aşının bunca pompalanmasının asıl nedeni bulaşmasını önlemek değil mi?

– “In average conditions (partially matching vaccine) 100 people need to be vaccinated to avoid one set of influenza symptoms.”

Bu kısım ‘self-evident’ sanırım, tercümeye gerek yok.

Ve bence ‘review’ın en ilginç çıkarımı en sonda geliyor:

– “Our results may be an optimistic estimate because company-sponsored influenza vaccines trials tend to produce results favorable to their products and some of the evidence comes from trials carried out in ideal viral circulation and matching conditions and because the harms evidence base is limited.

?! .. hani bunlar komplo arayıcısı filan da değil ki, bildiğimiz dünyanın en saygın araştırmacıları. But they are stating the obvious: Endüstri önyargısını hesaba katacak olursanız, esasında grip aşıları belki de sadece 1000 kişide 1’inde hastalığı önlüyor bile olabilir.

“Uzman”lar(!) gidip aşı ve ilaç endüstrisiyle ensest ilişkideki amerikan CDC’sinin referanssız propaganda yazılarına bakarak ortadaki “bilimsel sahtekarlığa” ortak oluyorlar bana sorarsanız. 100 kişiden 1’ini belki(!) koruyan (yazı tura hesabı bile değil?!) aşıyı siz her sene yüz milyonlarca kişiye ‘seni korur’ diye dayatıyorsanız, bu aynı zamanda ‘marketing fraud’dur.

Ha peki ne yapabilirsiniz gripten korunmak için, aşıdan başka hiç mi yol yok?

Var, hem de yan etkisiz, risksiz ve çok daha etkili… Bakın DSÖ ve CDC bile sitelerini incelerseniz gripten korunma ve yayılmasını önleme yöntemlerinin en başına “el yıkamak”ı koyar. Bu kadar basit.

Adı üzerinde, mevsimsel grip bu. Hangi mevsimde ortaya çıkıyor? Aldığınız güneş ışığının dibe vurduğu kışın değil mi? O zaman neymiş? D vitamini takviyesi yapacaksınız. Basit, etkili… Hem çocuklarda hem yetişkinlerde… Bunu da ben demiyorum, pekçok bilimsel çalışma var literatürde bunu diyen.

Mesela, antimikrobiyel esansiyel yağlar ve ‘homeopatik remedy’ler de var gribi önlemede mükemmel sonuçlar veren. Toksik veya zararlı hiçbir şey de içermiyorlar üstelik.

Bakın anneannemizin tavuksuyu çorbasını bile araştırmış bilimadamları, hikmeti nedir diye?

Görmüşler ki kemikleriyle birlikte pişirilen tavuk hem gripten hem de diğer viral hastalıklardan iyileşmenizi sağlıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Bakın tarifte neler kullanıcaksınız:

Tavuk, soğan, patates, havuç, beyaz şalgam, maydonoz…

Esasında çorbanın asıl iyileştirici gücü tavuğun kemikleri, iliği ve kıkırdaklarından alınan ”carnosine”, mineraller ve diğer besleyicilerden geliyor. Yalnız, tavuğu pişirirken dikkat edilmesi gereken nokta da suyun kaynamasına izin vermemek, uzun süreyle “simmer” edilmesi. Tabii tavuk organik, soya ile beslenmemiş olacak .

Şimdi, bütün bunlardan sonra dilerseniz bir de grip aşılarında nelerin kullanıldığını bizzat araştırabilirsiniz. CDC’nin sitesinden mesela bakılabilir çeşitli grip (influenza) aşılarına: www.cdc.gov/vaccines/pubs/pinkbook/…/excipient-table-2.pdf

 


Sonra, isterseniz teker teker thimerosal, alüminyum, polysorbate 80, formaldehid ve diğer metal ve kimyasallar araştırılabilir ve ne tür sağlık sorunları ile ilişkilendirilmişler bakılabilir.

Ve tabii, grip aşısı deyip de “komplocu” Dr. Hugh Fudenberg’i anmamamk olmaz. Bu alanının önde gelen immünogenetikçisi tutmuş araştırmaları sonucunda bakın “60 yaş üzerindeyken ard arda olunan grip aşıları Alzheimer’s riskini 10 kat arttırıyor” demiş. Bunu da aşıdaki alüminyum ve cıvanın toksik etkisine bağlamış. Ne mi olmuş sonra? Tarih boyunca endüstrinin çıkarına aykırı açıklama yapma gafletinde bulunmuş nice bilimadamının başına gelen gelmiş tabii ki… Hiç ders almıyoruz bakın tarihten… ‘Sen nasıl bir komplocusun böyle’ deyip elinden lisansını alıvermişler.

Kıssadan hisseyi anlayan anlamıştır sanırım.

Sağlıcakla kalınız…